Makaleler

Published on Ocak 12th, 2026

0

Bir kanal ve Özdağgiller | Ayhan Kavak


Barış ve demokratik çözüm tartışmaları yoğunlaştıkça Halk TV’nin yayın çizgisi değişti. DEM temsiline kapı kapatan kanal, iktidar yanlısı medyayla aynı söylemlerde buluşuyor.

Ne zamanki barış ve demokratik toplum talepleri dillendirilip adımlar atıldıkça bazı TV’lere ve Özdağ gibilere bir haller oldu. Kürt sorununu anayasal eşitlik temelinde çözüme kavuşturma somutlaştıkça olmadık karalamalarla karşılaşır olduk. Sürecin akamete uğraması için kirli eller devreye girmişlerdir. Bu hususta dikkat çeken bir kanal da Halk TV olmaktadır. Şimdilerin Halk TV’sini 2002 öncesi Yeni Şafak’ına çok benzetirim. 2002 Kasım seçimleri öncesinde Yeni Şafak gazetesini de takip ederdik. O zamanlarda ideolojik duruşunun gölgesinde demokratik haklar savunusunu çok dillendirirdi. Herkesi kucaklayıcı makale ve haberlerle karşılaşırdınız. Ardı sıra elbette “iklim değişip Akdeniz” olmadı. Yeni dizayn edilecek statükoda havuz medyasının öncülüğünü üstlendi. Demokrasiyi binilip inilen tramvay metaforuyla dillendirenlere aşinaydık.

                Yaklaşık iki yıldır getirildiğim zindanda Halk TV ile tanıştım. Biz ki bir zamanların İmece TV’sine alışkındık. Az da olsa kimi programlar çağrışım yapsa da İmece’nin eteğine bile yaklaşamayan bir TV’yi mecburen izler oldum. Yine de demokrasiye gönül vermiş yorumcular ve sunucular vardı. Ne yazık ki birçoğu peyderpey ayrılmaya başladı. Haliyle kimyası bozuk bir kanala dönüştü. Ekmek teknesi diye CHP’yi esas almalarına diyecek sözüm yoktur, lakin erken iktidar hastalığına yakalanmışçasına bir başka havuzun öncüsü olacağı belirginleşince geçmişin Y.Şafak’ı olmaya teşnedir dedim kendime. Yayınlarında istenen düzeyde olmasa da Dem mebuslarını da çıkartıyorlardı. Aslında gidişatının hayra alamet olmayacağını şimdilerde ana haberleri sunan, aslını inkâr eden birinin kızına teslim edilmesiyle görünen köy kılavuz istemezdi. Kanalın içinin boşaltılması ve inkârcı-ulusalcı bir çizgiye evrilmesi Kürşat-Ece çizgisinde hızlandı. Hele Kürt sorununa barışçı çözüm arayışları başladığında ana haber ve diğer programlarda ırkçı-şoven zihniyetin dışavurumu daha da alenileşti. Haliyle Dem Partili siyasetçiler de ekrana çıkarılmaz oldu. Üstelik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)’ye söz hakkı tanınmayarak haklarında saatlerce atıp tutanlardan, ayar verenlerden geçilmez oldu. Kerameti kendinden menkul dinozorların manipülatif, tek yanlı ve hakikatten uzak bir izlekte yürümeleri ayyuka çıktı. Kanalın CHP’yi sürekli görünür kılması anlaşılırdır. Fakat mevcut süreç karşıtlarına alan açması ve tartışma programlarına saatlerce katılımlarını sağlamaları niyetlerini açığa çıkarmıştır. Adı iyi olsa da kötü diye niteleyeceğim ve zafer denen partilerin haberlerini öne çıkarıp Dem karşıtlığına çanak tutmaları artmıştır. Düne kadar iktidar çöplüğünde eşelenip ana habere transfer edilen ve kendini ‘demokrasi’ savunucusu kisvesiyle pazarlayan devşirme birinin ırkçı-şoven yorumları mevcut kanalın aslına rücu ettiğine delalettir. Zamanında havuz medyaları DEM’den kimseyi çıkartmazdı. Şimdi az da olsa görünürlük kazandılar. Oysa onların tersi yayın politikası izlediğini savlayan halk TV’nin DEM’e ambargo uygulamaya başlayışı asıl niyetlerini açığa çıkardı. Tabii değini tarzında çıkarmalar olması zevahiri kurtarmaya tekabül eder. Dinozorlaşmış yorumcuların akla ziyan değerlendirmeleri ve kullandıkları dilin zehir saçması gözlenmektedir. Ne yazık Halk TV’nin her telden çalıp oynaklıkları ibretliktir. Demokratik hakları işlerine gelince savunan üstenci bakışları adeta markaları olmuştur. Bir bilemedin iki duyarlı insanın kaldığı kanaldaki yeni sürümler tescilli şoven yapıdaki programcılardır. Gündemden kopuk değerlendirmeler gırla. Kanımca Kürdün Anasını görmemesine teşne olanların saflarına direksiyon kırmışlardır.  Kürdü inkâr edip oryantalist bir zihniyette saf tutması geçmişte kanala emek vermiş demokrasi savunucularına da hakarettir. Kim bilir, baştan beri ulaşmak istediği menzildedir. Nemalandıkları partinin olası iktidarında neye dönüşeceklerini kestirmek zor değil. Tersten örneklerine aşinayız. Dar ulusalcı, inkârcı ve şoven perspektiften haber ve tartışma programlarına imza atışları tercihleridir. Zihniyet kodları ayrımcılıktan hallicedir. Kürdü ve iradesini küçümseyen, yok sayan ve çarpıtma haberleri tedavüle sokan kanal, Dem siyasetini kötülerken söz hakkı vermemektedir. Bir başka havuzun kirli suyunda yüzmeyi esas alan Halk TV kötülükte Özdağ gibilerle örtüşen politikalar izlemektedir.

                Bu süreçle birlikte fenomenliğe oynayan perendeci Özdağ rol çalmaya başlamıştır. Ümit Özdağ, Kürt sorununun barış ve demokrasi bağlamında çözüme kavuşturulmasını sabote etmek ve durumdan oy devşirmek için olmadık yalanlara sarılmayı amaç edinmiştir. Yalan dolan söylemlere sarılarak milliyetçi oyları cukkaya atarım anlayışıyla manipülasyon yapmayı iş edinmiştir. Derin sularda yüzmüş Özdağ’ın rantçı zihniyette oluşunu geçmiş belgelerden biliriz. Zamanında çokça yazılıp çizilmiştir. Toplu bilgisine Faik Bulut’un “Kürtlerde Diplomasi” adlı kıymetli eserinin ikinci cildinde de rastlarız. Mit belgelerine de yansımış Özdağ girişimleri ta 1997’ye kadar gider. O vakit ABD’de diplomasi çalışması yapan canlarla gerçekleştirdiği görüşmede, “Örgütün silahları susturması, silahlı güçlerini sınır dışına çekmesi, böylece soruna tartışma ve çözüm zemini doğacağı teminatını” veren kişidir Özdağ. Ayrıca “federasyon dışında bir çözümü kabul etmeyiz” söylemine karşı “bu hususu dostlarına ileteceğini, görüşmenin devam etmesini” talep etmiştir.

                Gene Özdağ ASAM başkanıyken 2002’de kendi ofisinde iki defa görüşme yapılmıştır. Özdağ, “devletin üst düzeyinde tanıdıkları olduğunu, konuyu onlara ileteceğini” söylemiştir. Görüşmeler için Avrupa ve Kandil’e de davet edilse de işlerini bahane ederek Ankara’daki görüşmelerle yetinmiştir.

                İşte böylesi bir ajandaya sahip Özdağ’ın süreci sabote etmeye yeminli oluşu samimiyetsiz ve riyakârlıktan başka bir şey değildir. Yüzyılı aşmış bir düğümün çözülmesini istememesi rantçı duruşunu göstermiştir. Dün silahların susması ve sınır dışına çekilmeyi hararetle savunmuş Özdağ, bugün tam tersi bir tutum sergilemektedir. Evet silahlar susmuş, yakılmış ve sınır dışına da çekinilmiştir. Buna rağmen demokratik çözüm yolları tartışmaya açılınca süreci zehirlemeye çalışması barış değil ama savaştan nemalanmaya teşne olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki çatışmaların nihayete erişi ve barışın konuşulması onun konformist alanında rahatsızlık yaratmış. Geleceğe dair planı kötülükten oy devşirme olanların insanlığa da faydası yoktur! Olası seçimden milliyetçi oyları tırtıklayacağını sanması aymazlıktır. Sürecin bozulması herkese kaybettirir. Başarılı olması da onu ve şürekasını ıskartaya çıkartacaktır. Doğru veçhede ilerleyecek barış ve demokratik toplum inşası Özdağ gibilerin kötücül oyunlarını da boşa çıkaracaktır. Kürt sorununun çözümsüz kalması Özdağ’ı elbette büyütmeyecektir. “Nereden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça” abidesi olarak tarihe geçecektir.

                Kötücüllükte aynı kulvarda yarıştığı Musavvat da ondan aşağı değil. Her ikisinin de bitik manevraları beyhudedir. Susurluk sonrası hazırlanan Kutlu Savaş raporunda adı geçmesine rağmen, kimdir, necidir diye sorgulanmadığından karanlıkta kalmış bir kişidir Musavvat. Gerek Özdağ gerekse de Musavvat çürük elmanın iki kurdu olmuşlardır.

                Barış, kardeşlik, demokrasi ve dayanışmaya alan açacak çabaların başarıya ulaşması ülke ve Ortadoğu açısından değer ve anlam taşır. Her şeyden önce insanlık kazanacaktır.

                Hasılı adında halk olan bir TV’nin yanı sıra Özdağ ve Musavvat gibilerin farklı kulvarlara hitap ettikleri sanılsa da söz konusu Kürtler olduğunda çözümsüzlükte ısrarlı duruşları dikkat çekicidir. Kötücül zihniyetlerin bileşkesi olmuşlardır.

                Sıfır kilometredeki beyinleriyle ‘Kürt ne bilir bayramı hor hor içer ayranı’ minvalinden ortaklaşmaları oryantalist bakışlarından kaynaklanmaktadır. Ozan Ahmed Arif, adeta öylelerini betimlediği dizeler dizmiştir: “Onlar engerekler ve çiyanlardır, onlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır, tanı bunları…” Hasılı tanıyalım böyle örümcek zihniyetleri…

Ayhan KAVAK

Yüksek Güvenlikli Hapishanesi E-1-5

Ereğli/KONYA


Forum: Ayhan Kavaklı – 12.01.2026


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑