Makaleler

Published on Şubat 5th, 2026

0

Avrupa’da Kürt Hareketi ve Suriye ile dayanışma eylemleri | Cumali Yağmur


Avrupa’daki Kürtler, Suriye’deki saldırılara karşı dayanışma cephelerini büyütüyor. Kışın ortasında bile sokakları dolduran halk, cihatçı gruplara ve işbirlikçilere karşı örnek bir direniş sergiliyor.

Bugünkü yazımda Almanya’daki Kürt hareketinin örgütlenmesi ve cephe gerisi eylemleri üzerine yazacağım. Avrupa’daki Kürt hareketi; Suriye’de Ahmet el-Saren (Ebu Muhammed el-Cevlani liderliğindeki gruplar) ve beraberindeki çete gruplarının Kürtlere yönelik saldırılarını, Avrupa genelinde geniş kitlelerin katılımıyla kınadı. Kürt hareketi, kışın en soğuk günlerinde dahi cadde ve meydanları doldurarak gerçekleştirdiği kitlesel ve istikrarlı protesto eylemleriyle örnek bir duruş sergiledi. Kürt halkıyla dayanışmayı kalıcı hâle getirerek kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır.

Avrupa’da yaşayan Kürtlerin yanı sıra Orta Doğu’dan gelen diğer göçmen gruplar da Kürtlerle birlikte meydanlara inerek Suriye’deki cihatçı grupların saldırılarını protesto ettiler. Avrupa ve özellikle Almanya’daki demokrat, solcu ve devrimci çevreler, Kürtlerle güçlü bir dayanışma gösterdi. Kürt hareketi, Avrupa’da adeta bir “cephe gerisi” direnişi sergileyerek sesini dünyaya duyurdu. Bazı münferit olaylar dışında eylemler, şiddete başvurulmadan, demokrasinin gerektirdiği çerçevede gerçekleştirildi. Avrupa’nın tüm şehirlerinde Suriye’deki Kürtlere yönelik baskılar kınanırken, kazanımların savunulması konusu Avrupa kamuoyunda ciddi bir duyarlılık yarattı.

Kürdistan’ın dört parçasından (İran, Irak, Türkiye ve Suriye) gelip Avrupa’da yaşayan Kürtler, bu süreçte ortak bir duruş sergilediler. Kürtlerin kendi aralarındaki bu dayanışma; Avrupalı demokrat, sosyalist ve devrimci çevrelere de örnek oldu. Yürüyüşler boyunca Avrupalı dostlar, Kürt sorununu kendi sorunlarıymış gibi sahiplendiler. Bu dayanışma kapsamında aynı zamanda İran halkının direnişi de dile getirildi. İran’daki Molla rejiminin muhalefete yönelik şiddeti ve binlerce kişinin ölümüne neden olan baskıları kınandı. Kürtler ve İranlılar, yürüyüşlerde her iki bölgedeki baskıcı rejimleri birlikte protesto ettiler.

Orta Doğu’dan Avrupa’ya sızan radikal İslamcı grupların, Avrupa’da yaşayan Kürtlere ve ilerici çevrelere yönelik terör tehditleri de eylemlerde lanetlendi; bu gruplara karşı güvenlik tedbirlerinin artırılması istendi. IŞİD benzeri terör yapılarının Avrupa’daki Noel pazarları gibi sivil alanlara yönelik bombalı saldırılarının çok sayıda masum insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açtığı hatırlatıldı.

Türkiye’nin Suriye’deki Kürt bölgelerini Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi gruplarla birlikte bombalaması, bu gruplara silah ve lojistik destek sağlanması sert bir dille eleştirildi. AKP-MHP iktidarının, Suriye’deki Kürtlerin örgütlü gücü olan SDG ve YPG’yi tasfiye etmek için cihatçı gruplarla ittifak yapmasının insanlık dışı ve kabul edilemez olduğu vurgulandı. Kürdistan’ın dört parçasında Kürtlere yapılan baskılar hem meydanlarda hem de salon toplantılarında teşhir edildi. Suriye’de cihatçıların kadınlara, Alevilere ve Dürzîlere yönelik zulmü lanetlendi.

Avrupa’daki Kürt hareketi, tarihsel misyonuna yakışır bir şekilde mücadelesini sürdürmektedir. Bundan sonra da Suriye’deki halkın ihtiyaçlarını karşılamak için her türlü yardım seferber edilecektir. Avrupa’daki Kürtler, hareketle bütünleşerek sorunlarına sahip çıkmakta; farklı parçalardan gelen insanlar birbirlerini daha iyi anlayarak ortak mücadeleyi büyütmektedir.

Bu dayanışma ruhu gelecekte daha da güçlenecektir. Kürtlerin önündeki temel strateji; Avrupa’da kalıcı oldukları bilinciyle bir yandan demokratik haklarını kullanmak, diğer yandan toplumsal görevlerini yerine getirmektir. Kürtler, Avrupa toplumuna uyum sağlayarak, bulundukları ülkelerin şartlarına göre örgütlenmelidir. “Cephe gerisi” mücadelesi, Kürdistan’daki mücadeleyi maddi ve manevi olarak desteklerken, aynı zamanda yaşanılan Avrupa ülkelerindeki sınıf mücadelesine de aktif katılımı gerektirir. Küreselleşen dünyada mücadele yöntemleri de bu yönde bir rota izlemelidir. Bu dayanışma ruhu, tüm demokrat ve devrimci güçlerle birleştiği sürece özgürlük mücadelesindeki yerini korumaya devam edecektir.

Avrupa’da Kalıcı Örgütlenme ve Stratejik Adımlar

Kürtler, Kürdistan’ın dört parçasındaki mücadelelerin bir yansıması olarak Avrupa’da oldukça güçlü bir şekilde örgütlendiler. Bu örgütlülüğü koruyabilmek için Avrupa’da kalıcı oldukları bilinciyle hareket etmeleri ve Avrupa’nın ilerici güçleriyle birlikte yerel şartlara uygun yapılar kurmaları gerekmektedir.

Bu potansiyel değerlendirilirken, geçmişte Türkiyeli sol hareketlerin yaptığı “gövdeleri ile Avrupa’da, düşünceleri ile Türkiye’de olma” hatasına düşülmemelidir. Kürtler; daha deneyimli, kalıcı ve kurumsal örgütlenme birimleri yaratmalıdır. Dernek ve lokal gibi kullanım alanları için kira ödemek yerine, mülkiyet sahibi olunması (binaların satın alınması) stratejik bir öneme sahiptir.

Örneğin, Türkiye’de 1980 darbesinden sonra Dev-Yol (Devrimci Yol) hareketinin Türkiye ayağı çökertilip merkez komitesi tutuklandığında, Avrupa’daki taraftarlar kendilerini yerel şartlara göre örgütleyemedikleri için hareket dışarıda toparlanamadı. Ancak Avrupa’daki Dev-Yol taraftarlarının bir kısmı, Alevi derneklerinin örgütlenmesine yardımcı olarak bu kurumların hızla mülk sahibi olmasını ve kendi cemevlerini satın almasını sağladılar. Bu sayede Alevi hareketi Avrupa’da çığ gibi büyüdü. Ne var ki, bu örgütlenmelerde yeni nesillerin sürece dâhil edilmesi noktasında eksiklikler yaşandı. Gençlik sadece inanç ve kültür eksenli bir söylemle yeterince örgütlenemediği için bugün bazı kurumlar tıkanma noktasına gelmiş, hatta yıllar sonra cemevlerini satışa çıkarma riskiyle karşı karşıya kalmışlardır.

Kürtler, Yahudi toplumu örneğinde olduğu gibi gençlerini iyi yetiştirmeli ve her alanda örgütlemelidir. Kürt hareketinin içinde hâlihazırda çok sayıda genç bulunmaktadır. Bu gençlerin bulundukları ülkelerin (örneğin Almanya) siyasi partilerinde ve kamu kuruluşlarında aktif politika yapmaları, mücadelenin uzun ömürlü ve etkili olmasını sağlayacaktır. Böylece Kürdistan’ın sorunlarına “cephe gerisinden” sahip çıkarak çok daha yararlı ve stratejik destekler sunabilirler.

Örgütlenmeye sadece yurt dışında sürekli eylem ve yürüyüş hazırlayan bir boyutla bakılmamalıdır. Bulunulan Avrupa ülkelerindeki sınıf mücadelesine katılım sağlanmalı ve o ülkenin ilerici-devrimci güçleriyle birlikte örgütlenilmelidir.

Avrupa’daki Kürt Nüfusu Verileri

Bugün Avrupa’da, Kürdistan’ın dört parçasından gelmiş yaklaşık 2 milyon Kürt yaşamaktadır. Tahmini nüfus dağılımı şu şekildedir:

  • Almanya: 600.000 – 800.000
  • Fransa: 150.000 – 200.000
  • Hollanda: 100.000 – 120.000
  • İngiltere: 80.000 – 100.000
  • Avusturya: 80.000 – 100.000
  • İsviçre: 70.000 – 80.000
  • İsveç: 40.000 – 50.000

Toplamda Avrupa’daki Kürt nüfusu 2 milyon civarındadır. Bu büyük nüfus gücü, doğru örgütlendiği takdirde hem Avrupa siyasetinde hem de Kürdistan’ın geleceğinde belirleyici bir rol oynamaya devam edecektir.

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑