Söyleşiler

Published on Mart 30th, 2026

0

Augsburg’da konferans: Özgür, eşit, demokratik bir hayat mümkün

Sonuç bildirgesinde tekçilik eleştirisi, ortak mücadele ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıktı.

Perihan BAÇARU (Augsburg)

28 Mart 2026 Cumartesi günü Augsburg/Oberhausen’de bulunan Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde “Demokrasi, Adalet ve Toplumsal Barış” başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan’ın konuşmacı olduğu, Denise Can’ın moderatörlüğünü üstlendiği konferansın ardından açıklanan sonuç bildirgesi dikkat çekti.

Tekçilik barışın önündeki en büyük engel.

Sonuç bildirgesinde, bugün barışın önündeki en büyük engelin tekçilik olduğu vurgulanarak, iktidarın tekleştirme politikalarının ve antidemokratik uygulamalarının derinleştiği ifade edildi. Yargı bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı, medyanın kontrol altına alındığı, derin yoksulluğun yaşandığı, her gün 6 kadının katledildiği ve doğanın tahrip edildiği bir ortamda mücadele ihtiyacının büyüdüğü belirtildi.

Orta Doğu’da savaş ve emperyal müdahale.

Bildirgede Orta Doğu’da süren savaşlara ve kapitalizmin haklar üzerindeki baskısına dikkat çekilerek, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgeyi emperyal güçler tarafından yeniden dizayn etme çabası olduğu ifade edildi. Bu süreçte ezilenlerin ve halkların birlik içinde mücadele etmesinin hayati önemde olduğu vurgulandı.

Toplumsal barış için ortak mücadele çağrısı.

Toplumsal barışın inşasının en temel çalışma alanı olması gerektiği belirtilen bildirgede, Kürtler, Aleviler, kadınlar ve emekçilerin bir araya gelmesi gerektiği ifade edildi. Demokratikleşmenin en temel ve dinamik gücünün Kürtler ve Aleviler olduğu vurgulanırken, Tülay Hatimoğulları’nın “Kürtler uzun yıllardır Türkiye’de demokrasi mücadelesi yürütüyorlar” değerlendirmesine atıf yapıldı.

Barış ve Demokratik Toplum mücadelesinin yalnızca Kürtlerin değil, Alevilerin de eşit yurttaşlık haklarına ulaşacağı bir süreç olduğu belirtilirken, Aleviliğin ülkenin vicdanı ve adaleti olduğu, kadın-erkek eşitliğini esas aldığı ve “72 millete aynı nazarda bakan insan-ı Kamil olmanın yolu” olduğu ifade edildi.

Eşit yurttaşlık talepleri sıralandı.

Bildirgede Kürtlerin ve Alevilerin talepleri şu şekilde sıralandı:
AİHM kararlarının uygulanması, kayyum uygulamalarına son verilmesi, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere tüm belediye başkanlarının serbest bırakılması, hasta mahpusların derhal serbest bırakılması, Kobani ve Gezi davası tutsaklarının serbest bırakılması, anadilde eğitim için yasal düzenlemelerin yapılması, yerel demokrasinin geliştirilmesi, TCK ve infaz yasasının değiştirilmesi, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, dincileştirilen eğitim sisteminin değiştirilmesi, Alevi kutsallarının kendilerine teslim edilmesi, Alevi ve Kürt katliamlarıyla yüzleşilmesi ve Alevi Bektaşi Cem Evi Başkanlığı’nın kapatılması.

Ayrıca bildirgede, barışın demokrasi ile geleceği ve birleşik, radikal demokrasi mücadelesiyle ilerlenebileceği ifade edildi.

“Omuz omuza olmaya ihtiyacımız var.”

Sonuç bölümünde, Kürtlerin, Alevilerin, halkların ve inançların ortak gelecek çağrısının önemine dikkat çekilerek, herkesin bu demokrasi mücadelesinde yer alması gerektiği vurgulandı. “Hepimiz barışın yanındayız, hepimizin eşit yurttaşlığa ihtiyacı var” denilirken, Kürtler ve Alevilerin ortak tarihinin zulüm ve katliamlarla şekillendiği ifade edildi.

Geçmişle yüzleşmeden geleceğin kurulamayacağı belirtilen bildirgede, omuz omuza mücadele çağrısı yapıldı. “Yol ikrar vermişlerin, direnenlerin bellidir” vurgusuyla, onurlu bir barışın mümkün olduğu ve özgür, eşit, demokratik bir hayatın kurulabileceği ifade edildi.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑