Makaleler

Published on Mart 30th, 2026

0

Halklar, ABD’nin emperyalist savaşlarına hayır, barışa evet diyor! | Ali Arayıcı


ABD emperyalizminin aktif desteğiyle siyonist İsrail rejimi tarafından Filistin’de işlenen ‘soykırım’ artık geniş çapta kabul görüyor. Bu durum karşısında, yüz milyonlarca insanın canlı olarak izlediği bu savaşa son vermek ve barışın bir an önce yeniden tesis edilmesini sağlamak için hiçbir etkili adım atılmadığı açık. Bu «soykırıma» son vermek için harekete geçmeyi reddeden kapitalist/emperyalist Batı Avrupa hükümetlerinin suç ortaklığı devam ediyor.

Aynı hükümetlerin, Ukrayna ve Rusya arasında 1,5 milyon ölü ve yaralıya mal olan savaşın sona ermesi ve Ukrayna’da barışın sağlanması için aktif olarak çalıştığı söylenemez. Aksine, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı vekil savaşı başlatmak için bir «piyon» olarak kullanıyorlar. Mümkün olduğunca fazla askerî destek sağlıyorlar. ABD emperyalizmi tarafından ‘barbarca’ ve korsan bir şekilde kaçırılan Venezuela Cumhurbaşkanı ve eşinin akıbetini bilmeyen kimse kalmadı.

Son olarak, 28 Şubat’ta ABD destekli siyonist İsrail rejiminin İran’daki molla rejimine yönelik «barbarca» saldırısı —dini lideri de dahil olmak üzere 49 üst düzey yetkilinin öldürülmesi— ve ardından İran’ın İsrail’e yönelik balistik füze saldırısı, savaşın şiddetini daha da artırdı. Bu savaş, İran-İsrail-ABD üçlüsünün ötesine giderek daha da geniş bir bölgeye yayılma riski taşıyor.

Savaşın yayılma riski her geçen gün artıyor. Ayrıca İran’ın Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan, Suudi Arabistan ve ABD emperyalizmi ile iş birliği yapan, ABD üslerinin bulunduğu diğer ülkelere yönelik füze saldırıları savaşın kapsamını giderek genişletiyor. Bu durum, bölgesel ya da küresel bir savaşa doğru ilerliyor. NATO üyesi ve İran’ın en uzun sınır komşusu olan Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke doğal olarak bu savaştan etkileniyor.

Askerî harcamalar

Özellikle Çin ve Rusya’nın silahlanma ve genişleme açısından oluşturduğu tehdidi öne çıkaran ABD emperyalizminin yönlendirmesiyle NATO’ya üye ülkeler askerî harcamalarını giderek artırıyor. Hatta eğitim çağındaki gençleri askere alıp onları felakete sürükleyerek ölüme gönderiyor. Avrupa’da ve dünya genelinde tüm ülkeler aktif olarak savaş hazırlıklarına bile başladı.

Son birkaç nesildir askere alınma ve savaş deneyimi yaşamamış aileler şimdi kendilerini çaresizlik içinde buluyor. Askerî liderlerin ve politikacıların, oğullarının ve kızlarının savaşmaya ve ölmeye hazırlıklı olmaları gerektiği yönündeki uyarılarını endişeyle dinliyorlar. Silah endüstrisi olağanüstü bir hızla büyüyor. Bu silah endüstrisinin istihdam yarattığına dair sahte vaatler ve bu sektörlere bağlanan umutlar, işçi sınıfı ve ezilen halklar için bir tuzaktan başka bir şey değildir.

Bu silahlanma asla üretken iş yaratmaz. Aksine, istenmeyen olumsuz sonuçlara yol açarak insanlığı yok eder. İnsanları öldürmek ve genç hayatları mahvetmek konusunda son derece etkilidir. Bu silahlar, savaş alanlarında genç nesillerin bedenlerini şimdiye kadar görülen en korkunç savaşların bile ötesinde bir dehşetle paramparça ederek tamamen yok edecektir.

Emekçiler açlık içinde

Bugün, yetersiz sağlık sistemine, ulaşım altyapısına, eğitime ve işçilere, yoksullara ve düşük gelirli kesimlere ayrılması gereken fonların; kârları her zamankinden daha çok artan silah üreticilerinin dipsiz ceplerinde kaybolduğu açık. İşçiler, emekçiler, yoksullar ve düşük gelirli kesimler açlık çekiyor. Dünya çapında açlık, yoksulluk ve sefalet içinde yaşayanların sayısı giderek artıyor.

Savaş çığırtkanlığı yapan emperyalistlere karşı işçiler, yoksullar, emekçiler ve tüm anti-faşistler seslerini gür çıkarmalı ve savaşa hayır demeli. Silahlanmaya harcanan para sağlık, eğitim, kamu hizmetleri ve insanlığın geleceği için harcanmalı. İşçilerin, memurların ve tüm çalışanların insanca bir yaşam sürmelerini sağlayacak yüksek ücretlere sahip olmalarına evet diyoruz.

Uluslararası miting çağrısı

Birinci Dünya Savaşı sırasında ünlü Fransız yazar Anatole France’ın (1844-1924) söylediği şu cümleyi burada hatırlatmakta yarar var: “Ülkemiz için öldüğümüzü sanıyoruz, ama büyük sermaye ve sanayiciler için ölüyoruz.” Son günlerde “3. dünya savaşı çıkacak” söylemleri dünyada yayılmaya başladı. Bu arada savaş karşıtı eylemler, mitingler ve yürüyüşler her yerde devam ediyor.

Bu bağlamda uluslararası alanda tanınmış 1.167 parlamenter, sendikacı, sanatçı ve sivil toplum örgütü üyesi; 20 Haziran 2026’da İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenecek uluslararası bir savaş karşıtı miting çağrısı için ilk imzayı attı. Küresel düzeyde bir miting düzenlenmesi için imza kampanyası başlatıldı. Miting çağrısında ifade edilen ana temada şu bilgilere yer veriliyor:

“Tehlike çok yakında ve alarm vermeliyiz. Her vatandaşın, özellikle de işçi hareketinin, barışı, ifade ve toplanma özgürlüğünü, topluma ve dünyaya fayda sağlayan işleri savunmak görevidir. Doğal misyonumuz, yeni savaş ağalarına ve yandaşlarına açık olarak şunu söylemektir: ‘Dünyamızı tehlikeye atan yeniden silahlanmayı ne finanse edeceğiz ne de kabul edeceğiz.’” “Silahlanmayı bırakın, ücretleri artırın! Refah gerekli, savaş değil! Çalışmak gerekli, askerlik hizmeti değil!”

İlk imzacılar arasında

Emperyalist savaşa karşı uluslararası bir miting düzenlenmesi için ilk imzalayan insanların mensubu oldukları 23 ülkenin adları şunlardır: Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Norveç, Filistin, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya, Sırbistan, İspanya, İsveç, İsviçre, Ukrayna, İngiltere ve ABD. Bu ülkeler arasında Türkiye’den hiç kimsenin olmaması gerçekten üzücü bir durumdur.

20 Haziran 2026 tarihinde saat 12:00’de Londra’daki Westminster Merkez Salonu’nda düzenlenecek emperyalist savaşa karşı uluslararası miting çağrısında imzası bulunanlar arasında dünyaca ünlü yüzlerce parlamenter, sanatçı, sendika, sendika lideri, örgüt ve çeşitli STK’ların liderleri bulunuyor. Bu savaş karşıtı miting çağrısını ilk imzalayan cesur insanların sayısı 1.167’dir. Benim de imzamın olduğu bu sayı her gün binlerce kişiyle artmaya devam ediyor.

ABD önderliğindeki emperyalist savaşa karşı ilk imzayı atanların talepleri arasında şunlar yer alıyor: “Tüm gençleri, işçileri, sendikacıları ve barış aktivistlerini bu mitinge katılmaya davet ediyoruz. Trump’ın tek başarısı olan kaos ve savaşa doğru gidişi kabul etmeyeceğiz. Venezuela’ya karşı askerî saldırıyı destekleyen Avrupalı liderleri reddediyoruz. Trump ve müttefikleri tarafından tehdit edilen tüm ülkelerin halklarıyla ve Venezuela halkıyla dayanışmamızı teyit ediyoruz.”

Savaşa hayır, barışa evet!

Emperyalist ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan siyasi tarihinde hiç görülmemiş zayıf bir lider profili çiziyor. Sürekli görüş değiştirmesi bunun bir göstergesi. Trump’ın etkin desteğinde, savaşın bu yeni tırmanışının mimarı olan aşırı sağcı, ırkçı ve faşist savaş kışkırtıcıları ve şovenistlerden oluşan uluslararası ağlar var. Bu ağlar Avrupa’da ve hatta daha da ötesindeki kapitalist/emperyalist ülkelerin devlet başkanları tarafından aktif olarak destekleniyor.

Farklılıklarımıza rağmen barış içinde «birlikte bir arada» yaşayabileceğimiz yeni bir dünya düzeni için mücadele edilmeli. Barış için çalışmak, ABD’nin “böl, parçala ve yönet” emperyalist projesine karşı çıkmak ve işçilerin, köylülerin, yoksulların ve düşük gelirlilerin geçim kaynakları ve insanca yaşamları için mücadele etmek demektir. Bu anlamda kendi uluslararası ağımızı, gücümüzü ve örgütlü direnişimizi kurmalıyız. Artık bunun zamanı geldi ve hatta geçiyor.

Ekim 2025’te Paris’te düzenlenen, on binlerce insanı bir araya getiren savaş karşıtı mitingde de “barışa evet ve silahlanmaya hayır” denilmişti. Miting çağrısı metninde de belirtildiği gibi, “Bu acımasız savaşı ve doğurduğu ırkçı bölünmeleri reddeden insanların direnişine dayanarak 20 Haziran 2026’da Londra’da uluslararası bir mitingde tekrar bir araya geleceğiz.” Dünyada “barış istiyoruz ve savaş istemiyoruz.” Barışa evet, silahlanmaya ve zorunlu askerlik hizmetine hayır diyoruz.


Ali Arayıcı / Paris – 30.03.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑