Almanya

Published on Şubat 2nd, 2026

0

Mannheim’da Rojava Dayanışma Günü’nde panel gerçekleştirildi

Mannheim’da 1 Şubat 2026 günü Rojava Dayanışma Günü kapsamında, “Zorlu Bir Süreçte Kürt Dönüşümü – Türkiye ve Ortadoğu’da Demokrasi” başlıklı halka açık bir panel düzenlendi.

Enver Enli (Mannheim)

Panel, NÇM Mannheim (Mezopotamya Kültür Merkezi)’nin Bad Kreuznacher Str. 36, Mannheim-Käfertal adresindeki salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğin moderatörlüğünü Kerim Kurt ve Roland Schuster üstlendi.

Panele; Mannheim ve çevresinden Kürtler ve dostları, Alman antifaşistleri, enternasyonalist gruplar ve MLPD temsilcileri katıldı. Etkinlik, Ortadoğu ve Rojava özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

“Ortadoğu’da Yeni Bir Model Tartışılıyor”

Panelin konuşmacılarından Kürt Akademisyenler Ağı üyesi Akademisyen Dr. Dersim Dağdeviren, Kürt sorununun tarihsel ve politik dönüşüm sürecine dair kapsamlı bir sunum yaptı. Dağdeviren, Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen perspektifin Ortadoğu’da ulus-devlet sınırlarının ötesinde, eşitliğe ve birlikte yaşama dayalı yeni bir model sunduğunu vurguladı.

1993 yılında Turgut Özal döneminde başlayan sürece değinen Dağdeviren, Özal’ın ölümüyle bu girişimin karanlık bir şekilde sonlandığını, sürece dair hâlâ yanıtlanmamış soru işaretleri bulunduğunu ifade etti. Aynı yıl 33 askerin öldürülmesiyle ateşkes sürecinin fiilen sona erdiğini hatırlattı.

Dağdeviren, bugüne kadar ilan edilen tüm ateşkeslerin Kürt hareketi tarafından tek taraflı gerçekleştirildiğini, buna rağmen barış girişimlerinin sürekli sabotajlarla karşılaştığını belirtti. 1998–2003 sürecinde Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkmak zorunda bırakılması ve ardından uluslararası hukuka aykırı biçimde Türkiye’ye getirilmesiyle yeni bir kırılma yaşandığını söyledi.

2009–2011 yılları arasındaki Oslo Sürecine de değinen Dağdeviren, bu dönemde de görüşmeler sürerken öldürmelerin devam ettiğini, bu nedenle sürecin başarısızlığa uğradığını ifade etti. ABD ve AB’nin sürece her zaman arka planda dâhil olduğuna dikkat çekti.

Konuşmasının sonunda kişisel bir anısını paylaşan Dağdeviren, 2009 yılında bir toplantıda bir Kürt kadın doktorun “Rojava Ortadoğu’da bir umut ışığı olacak” sözlerini o dönemde iyimser bulduğunu, ancak bugün gelinen noktada bu öngörünün gerçek olduğunu söyledi.

“Başkaları bizim için inkârın ve yok saymanın tarihini yazmak istese de, Kürtler kendi tarihini yazmaya devam ediyor” dedi.

Rojava’da Kazanımlar ve Diyalog Vurgusu

Panelde söz alan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Almanya Temsilcisi ve PYD Dış İlişkiler Sorumlusu Halid Dewreş, Rojava’daki mevcut durum ve elde edilen kazanımlar üzerine konuştu.

Dewreş, Rojava’da elde edilen kazanımların kalıcı olabilmesinin barışın sağlanmasına ve tüm tarafların sorumluluk almasına bağlı olduğunu belirtti. Siyasi diyalog, yerel halkın katılımı ve uluslararası aktörlerle kurulan ilişkilerin sürecin sürdürülebilirliği açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.

İlham Ahmed’in açıklamalarına da değinen Dewreş, Rojava yönetiminin Türkiye dâhil tüm taraflarla diyaloga açık olduğunu, halkın temel talebinin ise silahlar değil eğitim, emek, eşitlik ve onurlu bir yaşam olduğunu ifade etti.

Rojava’nın sadece bir savaş coğrafyası olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dewreş, bölgenin aynı zamanda eğitim, kültür ve toplumsal yaşamın geliştiği bir alan olduğunu söyledi.

Son dönemde başlatılan çatışmalı sürece de değinen Dewreş, bu sürecin yalnızca Suriye geçici hükümetinin kararı olmadığını, 4 Ocak’ta Paris’te yapılan toplantıda emperyalist güçlerin de dâhil olduğu bir planın sonucu olduğunu ifade etti. Bu saldırılara karşı Kürt halkının ve dostlarının ortak bir direniş sergilediğini ve ateşkese giden sürecin bu direniş sayesinde mümkün olduğunu söyledi.

Ayrıca Arap aşiretlerinin Rojava’ya “ihanet ettiği” yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Dewreş, bugün birçok Arap, Süryani, Êzidî ve Kürt topluluğun birlikte savaştığını ve birlikte yaşama iradesini koruduğunu belirtti.

Almanya’da Kürt Hareketine Yönelik Baskılar

Panelin son konuşmacısı, Yazar ve Die Linke Baden-Württemberg Eyalet Yöneticisi Alexander Glasner-Hummel oldu. Glasner-Hummel, Almanya’daki Kürt hareketinin yaklaşık 40 yıldır sistematik baskı ve kriminalizasyona maruz kaldığını söyledi.

Bu sürecin PKK yasağından çok önce, 1986’daki tutuklamalar ve Düsseldorf Davası ile başladığını hatırlatan Glasner-Hummel, iltica hakkı, basın özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün ağır biçimde ihlal edildiğini belirtti.

Birçok Kürt medya kuruluşunun ve derneğin yasaklandığını, kültürel ve sembolik etkinliklerin engellendiğini ifade eden Glasner-Hummel, Almanya’nın Kürt diasporasına yönelik baskılarda hem merkezî hem de öncü bir rol oynadığını vurguladı.

Bu sürecin bağımsız tarihçiler ve sosyal bilimciler tarafından incelenmesi, devlet arşivlerinin açılması ve Federal Meclis’te politik bir karar alınarak resmî bir özür açıklanması gerektiğini söyledi.

Sloganlarla Sona Erdi

Panel, soru-cevap bölümünün ardından “Jin Jiyan Azadî” ve “Bijî Berxwedana Rojava” sloganlarıyla sona erdi.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑