Sevda Karaca: ‘Kobane’yi kuşatan cihatçılar Türkiye için de tehdit’ 🎥 ►
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Kobane’de HTŞ’nin Kürt halkına dönük saldırılarına dair açıklamasında “Bugün Kobane’ye sahip çıkmak; savaşa, gericiliğe, cihatçı barbarlığa karşı çıkmaktır” dedi.
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Kobane’de HTŞ’nin Kürt halkına dönük saldırılarına dair basın toplantısı düzenledi. Türk işçi ve emekçilerinin AKP iktidarının “terör” manipülasyonuyla kışkırtıldığına dikkat çeken Karaca “Burnumuzun dibine AKP marifetiyle, körfez sermayesinin fonladığı, ABD’nin göz yumduğu on binlerce eli kanlı cihatçı yerleştiriliyor. Kobane’nin üstüne saldıkları güçler, işte bunlar. Bugün Kobane’yi tehdit eden binlerce cihatçı, yarın bu topraklarda patlayan bombaların, mahallelere sinen korkunun, çocukların, işçilerin, emekçilerin canına kasteden saldırıların faili olacaktır.” dedi.
‘İnsanlık Kobane’ye sessiz kalamaz’
Yapılan ateşkese rağmen HTŞ saldırının sürmesi nedeniyle Kürt halkı savaşın gölgesinde can mücadelesi veriyor. Kobane’de yaşananlara dair Meclis’te basın toplantısı düzenleyen EMEP Milletvekili Sevda Karaca; “Gazze’de barbar İsrail’in yaptıklarını Kobane’de IŞİD artığı HTŞ Kobanelilere reva görüyor. Yiyeceğe, suya, elektriğe, sağlık hizmetine erişemeyen on binler korkunç soğuklar altında, kitlesel katliam tehdidiyle açıkça bir insanlık suçunun hedefi haline getirilmiş durumdalar. 5 çocuk soğuktan dondu. Ölen siviller var. Bölgeye derhal bir insani yardım koridorunun açılması, halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması, büyük bir dayanışmayla toplanan yardımların bölgeye ulaştırılması için Mürşitpınar Sınır Kapısının derhal açılması şart. İnsanlık, Kobane’de yaşananlara sessiz kalamaz. Türkiye kardeş halkın göz göre göre öldürülmesine seyirci kalamaz.” dedi.
‘HTŞ ve İsrail’in zaferi’ne başarı diyorlar
Kürtlerin Kobane’de yaşadıklarının Türk işçi ve emekçilerin de sorunu olduğunun altını çizen Karaca “Colani eliyle inşa edilmeye çalışılan tekçi Suriye ne bölge için ne de Türkiye için güvenlik, barış ve istikrar yaratır. Başarı ve barış diye anlattıkları; emperyalist güçlerin, IŞİD artığı HTŞ’nin ve İsrail’in başarısı ve barışıdır. Tıpkı Gazze’nin sözde başarılı barış planında olduğu gibi.” sözlerini kullandı.
Golan Tepeleri’nin 25 yıllığına İsrail’e kiralandığını hatırlatan Karaca “Buna ‘ekonomik işbirliği’, ‘ortak kalkınma’, hatta utanmadan ‘Barış Bahçesi’ diyorlar. Oysa bu yapılan, bir işgalin sözleşmeyle tahkim edilmesidir. Aynı şeyi Kobane ve Afrin bölgesi için de yapmak istiyorlar. Buralara Türkiye sermayesi yatırım yapacakmış, uluslararası sermayenin yeniden inşaya katkısı muazzam olacak diye ağzı sulanan patronlar gazete manşetlerinde boy göstermeye başladılar bile. Toprak gaspının, zorla yerinden etmenin, halk iradesinin yok sayılmasının adına ekonomik işbirliği dediklerinde ne anlamamız gerektiğini Türkiyeli emekçiler iyi bilir.” dedi.
Suriye’de yaşanan süreci Gazze’ye benzeten Karaca “Bu ‘barış’ dedikleri, silahların susması değil; silahların kimin elinde olduğunun garanti altına alınmasıdır. Halkların eşitliği değil; emperyalistlerin, İsrail’in ve bölgesel güçlerin çıkarlarının sigortalanmasıdır. Gazze’de olduğu gibi Suriye’de de barış diye sunulan şey, emperyalistlere yağma alanı açarken, halklara mezar sessizliği dayatmaktan başka bir anlam taşımıyor.” dedi.
Saray rejimi halkları birbirine kırdırıyor
Suriye’ye IŞİD ve El Kaide’den bozma HTŞ elbisesinin giydirilmesine karşı çıkılması gerektiğini savunan Karaca “Sünni, Alevi, Dürzi, Hıristiyan; Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Ermeni her milliyet ve inançtan Suriye halklarının demokratik ve seküler bir gelecek kurmasıdır bölgeyi sulhe kavuşturacak olan. Ve bunun yolu bugün Kobane’ye sahip çıkmaktan, Rojava’ya yönelik kuşatma ve saldırganlığa karşı mücadele etmekten, dayanışmayı büyütmekten geçiyor.” dedi.
AKP iktidarının savaşı kışkırtan politikalarını eleştiren Karaca “Erdoğan rejiminin bugünkü heyecanı, ABD emperyalizminin çizdiği sınırlar içinde ve onunla iş birliği halinde bölge halklarına karşı saldırganlığın bir parçasıdır. Barış, kardeşlik ve güven duygusunu ayaklar altına alan saraydan yayılan düşmanlık uygulamaları, provokasyonları tetikliyor. Halkları birbirine kırdırıyorlar.” şeklinde kaydetti.
‘Suriye’deki cihatçılar Türkiye için de tehdit’
Milletvekili Karaca, Türk emekçilerin iktidarın manipülasyonuyla Kobane’de yaşananların “terörü bitirme, Türkiye düşmanlarını bitirme” operasyonu olarak görüp değerlendirdiğine dikkat çekerek Türk emekçilere şöyle seslendi: “Çocukların donarak öldüğü, kadınların ganimet olarak alınıp satıldığı, ölülerinin de bedenlerine işkence edildiği topraklardaki cihatçı yamyamlık bizi de sarabilir. O kör makas günün sonunda herkesi keser. Kesiyor da zaten.
Burnumuzun dibine AKP marifetiyle, körfez sermayesinin fonladığı, ABD’nin göz yumduğu on binlerce eli kanlı cihatçı yerleştiriliyor. Kobane’nin üstüne saldıkları güçler, işte bunlar. Lazkiye’de Alevi, Suveyda’da Durzileri katlederek neler yapabileceklerini gösterdi bu güçler. Bugün Kobane’yi tehdit eden binlerce cihatçı, yarın bu topraklarda patlayan bombaların, mahallelere sinen korkunun, çocukların, işçilerin, emekçilerin canına kasteden saldırıların faili olacaktır. Bu bir kehanet değil. Cihatçıların yarın Gaziantep’te, Urfa’da, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de neler yapabileceği açık. Daha önce Beybahçe Katliamı’nda, 10 Ekim Katliamı’nda, Suruç Katliamında, stadyum patlamalarında, mahallelere yerleşmiş hücre evlerinde ne gördük! Şimdi aynı zehri ‘terörle mücadele’, ‘istikrar’, ‘başarı’, ‘güvenlik’ ambalajıyla yeniden önümüze sürüyorlar.”
‘Kobane’de yaşananlar sadece Kürtlerin meselesi değil’
Suriye’de ve Türkiye’de Kürt düşmanlığı üzerinden yürütülen siyasetin gericiliğin devletleştirilmesinin önünü açtığına dikkat çeken Karaca “Kobane’de bugün abluka altında olanlar bölgedeki gerici güçlerin hesaplarına, katliamlarına, kadınlara reva gördüklerine karşı tüm Suriye ve bölge için demokrasi ve kadın özgürlüğüne dayanak olanlardı. Ülkede ve bölgede barış, demokrasi, gericiliğe karşı laiklik, güven ve huzur isteyenlerin meselesidir Kobane. İşte bu yüzden Türk, Arap, Laz, Çerkez’in meselesidir, senin meselendir.
Bugün Kobane’ye sahip çıkmak; savaşa, gericiliğe, cihatçı barbarlığa karşı çıkmaktır. Emperyalist pazarlıklara, halkları gözden çıkaran kirli hesaplara karşı durmaktır. Bugün Kobane’ye sahip çıkmak; barışı, kardeşliği, eşitliği savunmaktır. Bu mesele ne sadece Kürtlerin meselesidir, ne sadece Suriye’nin. Bu, bu ülkede barış, demokrasi, laiklik ve güven içinde yaşamak isteyen herkesin meselesidir.” şeklinde kaydetti.
























































