Yeni hükümet göçmenlerin haklarını sınırlıyor | Cumali Yağmur
Bugünkü yazımda, yeni hükümetin ilticacılar ve göçmenlere karşı yürüttüğü yasal olmayan ve yanlış politikaları ele alacağım.
“Ulusal acil durum” adı altında, ilticacılara ve göçmenlere karşı milliyetçi, ırkçı ve yabancı düşmanı politikalarla hakları kısıtlanıyor. Friedrich Merz, seçim kampanyasında verdiği Almanya’nın dış sınırlarında geri gönderme vaadini yerine getiriyor. Sadece sınırların kontrolü değil, aynı zamanda çok sert ve yasadışı uygulamalara başvuruluyor.
Friedrich Merz, göç konusunda “ulusal acil durum” ilan etti. İçişleri Bakanı Dobrindt (CSU), göreve gelir gelmez bu uygulamaları hızla hayata geçirmeye başladı. Yeşiller Partisi ise sınırda yapılan geri çevirmelerin hukuka aykırı olduğunu ve yasa dışı uygulamalar içerdiğini savunuyor.
Yeni seçilen Şansölye Friedrich Merz, görevdeki ilk gününde yeterli belgeleri olmayan göçmenlere yönelik fiili bir “giriş yasağı” getirildiğini duyurdu. Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, sınır kontrollerini derhal sıkılaştırdı. “Bu talimatı Federal Polise vereceğim ve ardından reddetme oranını da artıracağım,” diyerek niyetini açıkça ortaya koydu.
Temel Sorun: Komşularla Koordinasyon
Koalisyon anlaşmasında şu ifadeler yer alıyor: “Avrupa’daki komşularımızla eşgüdüm halinde, ortak sınırlarımızdaki sığınmacıları da reddedeceğiz.” SPD açısından bu, etkilenen komşu ülkelerden onay alınması gerektiği anlamına geliyor. Sendika temsilcileri, hükümetin ilticacılara ve göçmenlere karşı uyguladığı sert politikaları sert şekilde eleştiriyor.
Lüksemburg, Avusturya ve Polonya gibi komşu ülkeler, sığınmacıların gayri resmi olarak reddedilmesine karşı çıkıyor. Bu tür uygulamaların mümkün olmadığını, ayrıca sınır trafiğinin aksaması ve uzun süreli trafik sıkışıklıklarının yaşanabileceğini belirtiyorlar. Bu konu, Friedrich Merz’in Varşova’ya yapacağı ilk ziyarette gündeme gelmişti.
AB İltica Yasası ve Alman Göç Planları
Sınırda yapılan geri çevirmelerin hukuki dayanağı olarak Dublin III Tüzüğü gösteriliyor. Bu düzenleme, iltica prosedürünün hangi AB üyesi ülke tarafından yürütüleceğini belirler. En iyi ihtimalle bu sürecin dört haftada tamamlanması gerekirken, şu anda beş ayı bulabiliyor. Altı ay içinde transfer gerçekleşmezse, sorumluluk genellikle Almanya’ya geçiyor.
İçişleri Bakanı Dobrindt’in politikaları yabancı düşmanı olarak nitelendiriliyor. Ayrıca CDU/CSU ve SPD, mültecilerin Afganistan ve Suriye’ye geri gönderilmesi ve aile birleşimlerinin askıya alınması konusunda uzlaştı.
Hukuki Tartışmalar ve Olası Süreçler
Sınır kontrolleri hızlıca uygulanıyor ancak hukuki açıdan oldukça tartışmalı. Bu yasa dışı uygulamalara karşı sağduyulu Alman halkı ve sivil toplum kuruluşları sesini yükseltmelidir. İlticacıların yasal yollara başvurmaları önemlidir. Bu durumda kişinin reddedildiği bölgedeki Alman İdare Mahkemesi yetkili olacaktır. İtirazlar, bir üst idari mahkemeye veya Leipzig Federal İdare Mahkemesi’ne yapılabilir. Nihai kararı ise Karlsruhe Federal Anayasa Mahkemesi verebilir.
Göç uzmanı Victoria Rietig’e göre, CDU/CSU göç politikalarını kağıt üzerinde hayata geçirdi ancak SPD son aşamalarda bazı ilerlemeleri durdurdu. Rietig, Dobrindt’in planlarının AİHM’ye gidebileceğini belirtiyor. Ayrıca bir idari mahkeme, Avrupa hukukuna dair soruları Lüksemburg’daki AB Adalet Divanı’na da yönlendirebilir. ABAD, Avrupa hukukunun bağlayıcı yorumunu yapacaktır.
Göçmenlere Yönelik Ayrımcı Politikalar
Yeni hükümet yalnızca ülkeye yeni gelen ilticacıların haklarını kısıtlamakla kalmıyor; Almanya’da yıllardır yaşayan ve dördüncü kuşak olarak burada doğmuş olan göçmenler için de hiçbir çözüm üretmiyor. Onlara yönelik entegrasyon yerine asimilasyon dayatılıyor.
Geçtiğimiz dönem Yeşiller tarafından gündeme getirilen çifte vatandaşlık önerisi kabul edilmişti. Ancak yeni hükümet, bu konuda herhangi bir somut adım atmıyor; çifte vatandaşlık başvuruları yıllarca bekletiliyor ve personel takviyesi yapılmıyor.
Siyasi Yansımalar ve AFD’nin Yükselişi
CDU/CSU’nun göçmen karşıtı politikalarını destekleyen SPD de halk nezdinde güven kaybediyor. Öte yandan, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın “faşist, ırkçı ve yabancı düşmanı” olarak tanımladığı AFD ise kamuoyu yoklamalarında CDU’yu dahi geride bırakıyor.
Yeni hükümet, bu tehlikeli siyasi gelişmeye karşı AFD’nin yasaklanması yönünde hiçbir girişimde bulunmazken, yalnızca iltica talebinde bulunanların ülkeye girişini engellemeye odaklanıyor.
Cumali Yağmur – 16.05.2025























































