Statlardan kampüslere milliyetçi kuşatma ve zorunlu ayrışma | Arif Çelebi
Gerçek bir mücadele birliği, ancak egemen ulus şovenizminden kopan Türk emekçileri ve gençliği ile ulusal kimliğine sahip çıkan Kürt halkının yan yana gelmesi ile mümkündür. Yaşanan ayrışma, sahte, ikiyüzlü kardeşlik masallarını bitirirken, ilerici, demokratik, devrimci ve onurlu bir birliğin yolunu açmaktadır.
MASKENİN ALTINDAKİ GERÇEK
Geçtiğimiz günlerde Amedspor taraftar gruplarının düzenlediği bir iftar
organizasyonuna Çarşı grubunun da katıldığına dair iddialara Çarşı
grubunun verdiği yanıt, “ilerici” maskenin ardındaki gerçek yüzü açığa
çıkardı. Çarşı’nın dünden beri biriktirdiği ya da sergilediği ilerici
tutumun yerini içinde biriken ırkçı ve şoven zehrin dışavurumu aldı.
Irkçılığa karşı olduğunu defalarca ortaya koyan, ezilenlerden yana olduğunu iddia eden bir taraftar topluluğu olarak tanındı Çarşı. Aynı Çarşı, yaptığı açıklamayla kulübün adını anmamak için onu “*medspor” biçiminde sansürleyerek ve “Terörün her türlüsünü lanetliyoruz. Tribünlerde ve ülkemizde terörist istemiyoruz” diyerek Kürtler hakkındaki ırkçı, şoven, faşist zehri orta yere kusmuş oldu.
Bir iftar davetine katılmaya dahi bu denli ırkçı hezeyanlarla tepki verilmesinin başlıca nedeni Amedspor’un Kürt kimliğini açıkça ortaya koymasıdır. Çarşı’nın şoven faşist Türk milliyetçisi refleksinin nedeni de bu kimliğe, Kürtlük kimliğine duyduğu tepkidir.
Çeşitli konularda ilerici, demokrat bir tutum alan, kendisini ezilenlerin yanında konumladığını iddia eden Çarşı’nın bu düzeyde pespaye bir ırkçı, şoven refleks göstermesi tesadüf değildir.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN “SAĞ’I SOL’U”
Kürtlerin ulusal, kültürel, kimliksel varlığına tahammülsüzlük, kısacası
Kürt düşmanlığı Türk milliyetçiliğinin varlık biçimidir. Hangi
ideolojik kılıf altında kendisini ortaya koyarsa koysun, hangi siyasi
tutum nedeniyle boy gösterirse göstersin Türk milliyetçiliği ırkçı ve
şovendir. Bir Türk milliyetçisi bugünkü faşist şeflik rejimine şu ya da
bu nedenle tepki gösterebilir ama sıra Kürtlerin ulusal, kültürel
varlık hakkına geldi mi onunla aynı safta hizalanmaktan geri durmaz.
Dahası, politik İslamcı-Türkçü faşist iktidardan daha şoven bir tutum da
alabilir.
Söz konusu olan sadece Kuzey Kürdistan (Bakur) değildir. Kürtler nerede olurlarsa olsunlar, çok sınırlı da olsa bir ulusal, kültürel hak elde etseler Türk milliyetçilerinin “sağlı sollu” kanatları hemen aynı çizgide birleşerek harekete geçmekte, bu hakkı ortadan kaldırmak için ellerinden ne geliyorsa yapmaktadırlar. Bu amaçla düşman bildikleri ile iş birliğine girmekten de geri durmazlar. Çünkü onların nezdinde en büyük düşman Kürtlerdir. Örneğin, kendisini Kemalist olarak tanımlayan bir Türk milliyetçisi, normal şartlar altında IŞİD gibi, HTŞ gibi cihadist politik İslamcılara diş biler. Gel gör ki bu çetelerle Kürtler karşı karşıya kaldığında hiç tereddütsüz çetelerden yana olur, dahası bütün olanaklarını bu çetelerin hizmetine sunmaktan geri durmazlar.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN İKİ YÜZÜ VE KEMALİZM
Türk milliyetçileri o denli ikiyüzlüdür ki, İsrail’in Gazze’deki
soykırımına öfke duyarlar ama aynı soykırımcı saldırı Türk devleti, IŞİD
ya da HTŞ tarafından Kürtlere yapıldığında bu saldırganlığı
alkışlarlar. HTŞ’nin Halep’teki Kürt mahallelerine dönük soykırımcı
saldırısında kendilerini ilerici, demokrat ve Kemalist olarak tanımlayan
Türk milliyetçileri tam da böyle bir tutum sergilediler. Arap
Alevileri, Dürziler soykırımcı saldırıya maruz kaldığında HTŞ’ye
demediklerini bırakmayan bu milliyetçiler, aynı HTŞ Kürtlere
saldırdığında hemen ve derhal onun yanında saf tuttular.
ABD, Kürtlerle şu ya da bu nedenle taktik bir ittifaka girdiğinde Türk milliyetçiliği birden “anti-emperyalist” kesilir. Aynı ABD, HTŞ’nin yanında Kürtlere saldırıya geçtiğinde elleri patlayıncaya kadar onu alkışlar. Güney Kürdistan’da 2017’de gerçekleştirilen Bağımsızlık Referandumu’na ve Suriye’de Rojava Özerk Yönetimi’ne karşı tutumlarıyla bunu açıkça gösterdiler.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN PATRONU: TÜRK BURJUVAZİSİ
Türk milliyetçiliği tepeden tırnağa gerici, ırkçı ve şovendir. Türk
milliyetçiliği hangi renk altında çıkarsa çıksın, gericidir. Onun hiçbir
türü ilerici ya da demokrat değildir. Türk milliyetçiliği burjuva Türk
egemen sınıflarının, onların iktisadi ve siyasi çıkarlarının en süzme
ideolojisidir. Türk burjuvazisi emperyalizmin işbirlikçisidir,
Kürdistan’ı sömürgeci boyunduruk altında tutmakta, Kürtlerin ulusal,
kültürel varlık hakkını inkâr etmekte, Ortadoğu’da yayılmacı bir siyaset
gütmektedir. Türk milliyetçiliğinin besin kaynağı tam da Türk
burjuvazisinin bu iktisadi ve siyasi çıkarlarıdır.
Devletin ideolojik aygıtları; okulu, medyası, dinsel kurumları, ordusu, polisi ve bütün sivil toplum kuruluşları ile bu gerici burjuva ideolojisini, ırkçılığı ve şovenizmi çocukların, emekçilerin, gençliğin beyinlerine şırınga etmektedirler. Bu öyle bir “doğal durum” halini alır ki insanlar bunun ırkçılık ve şovenizm olduğunu, faşizmin ta kendisi olduğunu dahi bilmez.
KEMALİZM: MİLLİYETÇİLİĞİN EN TEHLİKELİ LİMANI
Türk milliyetçiliğinin en tehlikeli türü Kemalizm’dir. Kemalistlerin bir
bölümü kendisini ilerici, solcu, laik ve “modern” olarak tanımlar ve
faşist şeflik rejimine karşı demokrasi cephesinde durduğunu iddia eder.
Bu tam bir sahtekarlıktır.
Türkiye’de ilericiliğin, demokratlığın turnusol kâğıdı Kürt ulusal sorunu karşısında alınan tutumdur. Kürtlerin ulusal varlık hakkını tanımayan, onların kendi kaderini tayin hakkını, anadilde eğitim hakkını savunmayan hiçbir politik hareket başka konularda ne derece demokrat geçinirse geçinsin son tahlilde Türk burjuvazisinin, onun sömürgeci faşist siyasetinin aleti olmaktan kendini kurtaramaz.
Bugün Türkiye’de bir Kürt sorunu varsa bunun temellerini atan Kemalizm’dir. Türkiye Cumhuriyeti, Kürtlerin yalnızca ulusal değil bireysel varlığını inkâr üzerine kuruldu. Kuzey Kürdistan’ın iktisadi ve siyasi ilhakı da bu temelde gerçekleşti.
AYRAŞMANIN KAÇINILMAZLIĞI BİRLEŞMENİN ZORUNLULUĞU
Kürtlerin yüzyıla yayılan direnişleri sonucu Türk devleti bugün kimi
bireysel hakları kabul etme noktasına geldi. Gel gör ki bugüne kadar
devletin sömürgeci faşist ideolojik aygıtları ile Kürt düşmanlığı Türk
toplumuna kuşaktan kuşağa öyle işlendi ki Kürtçe, Kürdistan, hatta bir
iftar daveti bile düşmanlaşmanın nedeni olabilmektedir.
Kürtlerle Türklerin ulusal olarak ayrışması artık düşünsel değil pratik bir konu haline gelmiştir. Kürtler, dilleri, sanatları, kültürleri ve direnişleriyle, her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, kendilerini bireysel olduğu kadar ulusal kimlikleri ile ortaya koymaktadırlar. Bu, Kürtler arasında hiç olmadığı kadar bir toplumsal bilinç halini almıştır. Amedspor’un yanı sıra Kürt illerini temsil eden spor kulüplerinin Kürt kimliklerini açıkça ortaya koyması, üniversitelerde Kürt öğrenciler tarafından Kürt dili ve kültürü kulüplerinin açılması bunun belirtilerinden sadece birkaçıdır. Önümüzdeki yıllarda bu ayrışma çok daha belirgin hale gelecektir. Artık hiçbir güç Kürtlerin bu ayrışmasını durduramaz.
Bu, Kürtler için olduğu kadar Türkler için de sağlıklı bir ayrışmadır. Çünkü bu, Türkler arasında da keskin bir ayrışmaya, safların netleşmesine neden olmaktadır. Kürtlerin ulusal varlığını tanıyanlar ve onun ulusal varlığını yok sayanlar ayrışmaktadır. Türk emekçi sınıflarını, gençliğini sömürgeci faşist düzene bağlayan en temel bağ Türk şovenizmidir. Türk emekçi sınıfları ve gençliği, kendi beyinlerine zerk edilen şovenizm zehrinden ancak bu netleşmeyle kurtulabilir. Kürtlerin ulusal varlığını tanıyanlarla tanımayanlar arasındaki bu keskin ayrışma, tutarlı bir ilerici cephenin inşası için zorunludur.
Türk milliyetçiliği Türk burjuvazisinin en kullanışlı ideolojik aparatıdır. Türk halkı ırkçı-şoven Türk milliyetçiliğinden kendini kurtaramazsa özgürleşemez. Her kim Türk halkının, emekçilerin, gençliğin ilerici temsilcisi olma iddiasındaysa Kemalizm’den ve Türk milliyetçiliğinin her türünden kendini arındırmalıdır. Tutarlı demokratlar, devrimciler ancak böyle bir yoldan Türk emekçi sınıflarını ve gençliğini ilerici bir temelde örgütleyebilirler. Ancak bu yoldan Kürt emekçi sınıflarıyla, gençliğiyle devrimci demokratik birlikler kurabilirler. Ancak bu yoldan Türk ve Kürt halklarının mücadele birliğini gerçekleştirilebilir.
Devletin ırkçı-şoven-faşist ideolojik aygıtları ne denli güçlü olursa olsun devrimcilerin bugüne kadar yürüttükleri mücadelenin etkilerini silemedi. Çarşı’nın, gelen tepkiler üzerine ırkçı-şoven açıklamasını geri çekmek zorunda kalması bu etkinin gücünü gösterdi. İTÜ’de açılan Kürt Dili ve Kültürü Kulübü’nü “terör örgütü propagandası”, “bölücülük” yapmakla itham ederek kapatılması kampanyası açan ırkçı-şoven güruha karşı da ilerici bir blok oluştu, 40 üniversite kulübü “Kürt Kulübü”ne destek açıklaması yaptı.
Görülüyor ki ayrışma ilerici bir birleşmenin zeminini karartmıyor, tam aksine geliştiriyor.
Gerçek bir mücadele birliği, ancak egemen ulus şovenizminden kopan Türk emekçileri ve gençliği ile ulusal kimliğine sahip çıkan Kürt halkının yan yana gelmesi ile mümkündür. Yaşanan ayrışma, sahte, ikiyüzlü kardeşlik masallarını bitirirken, ilerici, demokratik, devrimci ve onurlu bir birliğin yolunu açmaktadır.
Seçtiklerimiz: Arif Çelebi – ETHA – 25.03.2026

























































