Kürt ulusal sorunu ve komünistlerin görevi Neu-Ulm’da tartışıldı
Sosyalist yazar Hüseyin Yeter, Neu-Ulm’daki panelde Kürt ulusal sorununa yaklaşımda komünistlerin tarihsel sorumluluğunu, emperyalist müdahalelerin etkisini ve güncel süreci tartışmaya açtı. Yeter’den Kürt hareketine eleştiriyle birlikte kendi geleneğine de devrimci özeleştiri…
Avrupa Demokrat (Neu-Ulm)
Almanya’nın Neu-Ulm kentinde 24 Ocak Cumartesi günü düzenlenen “Kürt Ulusal Sorunu, Süreç ve Komünistlerin Görevi” başlıklı panel, politik içerikleri ve canlı tartışmalarıyla dikkat çekti. AVEG-KON’a bağlı AGİF’in çağrısıyla gerçekleştirilen etkinlikte panelist olarak yer alan sosyalist yazar Hüseyin Yeter, konuya ilişkin daha önce yazılarında ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde katıldığı etkinliklerde de dile getirdiği temel görüşlerini, aktüel durum ve gelişmelere göre bu kez Neu-Ulm’da paylaştı.
Rojava’ya dönük saldırılar, Kürt ulusal mücadelesi, İran’daki ayaklanmalar ve Türkiye’deki çözüm süreci üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunan Yeter, aynı zamanda devrimci hareketin ve komünistlerin bu tarihsel tabloda üstlenmesi gereken sorumluluklara vurgu yaptı.
Rojava’ya yönelik emperyalist kuşatma
Yeter, Halep’in kuzey mahallelerinin (Eşrefiyye ve Şêx Meqsûd) Türkiye destekli çetelerle işgal edilmesini ve bu sürece ABD ile İsrail’in rolünü merkeze alan değerlendirmelerini yeniden gündeme getirerek, Rojava’daki özyönetim modelinin hedef alındığını ifade etti. Yeter, “Katil HTŞ ve ABD emperyalizminin arabuluculuğunda yürütülen bu saldırı, kadın özgürlüğüyle gelişen Rojava devrimine karşı bir tasfiye hamlesidir” dedi. Avrupa’da göçmen gençliğin bu tasfiyeye karşı sokaklarda ses yükseltmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’deki süreç Rojava’dan bağımsız değil
Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki konuşmalarında da vurguladığı gibi, Marksist Teori dergisi yazarlarından Hüseyin Yeter, Neu-Ulm’daki panelde de Türkiye’de yürütülen “çözüm” söyleminin esas olarak Rojava’daki kazanımları ve İran’da gelişebilecek olası özerk yapıları hedeflediğini söyledi. Ekim 2024’te MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kimi görüşmelerle başlattığı sürecin, Kürt halkının bölgesel kazanımlarına dönük bir müdahale arayışı olduğunu belirtti. Yeter, bu süreçte Kürtlerin hiçbir ulusal, kültürel, demokratik hakkının gündeme getirilmediğini vurgulayarak, “Çözüm değil, tasfiye dayatılıyor” dedi.
Eleştiri ve özeleştiriyle devrimci sorumluluk vurgusu
Panelde, Kürt Özgürlük Hareketi’nin emperyalist güçlere ve uluslararası arabuluculuk süreçlerine fazlaca güven duymasının yarattığı açmazları da ele alan Yeter, hareketin lideri Abdullah Öcalan’ın bazı politik yaklaşımlarına yönelik eleştirilerini dile getirdi. Ancak bu eleştirilerini sıralarken, geçmişte -öncesiyle sonrasıyla- MLKP’nin Kürt meselesine yaklaşımında yaşanan gecikme ve yetersizlikleri de bir kez daha özellikle vurgulayarak, kendilerine yönelik özeleştiride de bulundu. Örneğin “sömürge” ve “ayrı örgütlenme” gibi konular üzerine görüşlerindeki farkı dünüyle bugünüyle açıklayan Yeter, Kürt halkının ulusal taleplerine devrimci çözüm üretmekte geç kalınmasının da tarihsel bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.
Komünistlerin görevi ve sosyalist perspektif

Paneldeki sunumunda komünistlerin tarihsel ve güncel sorumluluklarına da değinen Yeter, ulus devletin burjuva bir kavram olduğunu, sosyalist çözümün ise halkların gönüllü birliğine dayalı demokratik toplumu esas alması gerektiğini ifade etti. Sovyetler Birliği’nin kazanımlarına değinerek eğitimin, sağlığın ve barınmanın ücretsiz olduğu bir dönemi hatırlatan Yeter, bu hakların bugünkü “sosyal hak” kavramının temelini oluşturduğunu söyledi.
Daha önceki panellerde de dile getirdiği gibi, Kürt ulusal mücadelesinin devrimci bir çizgide geliştiğini ve komünistlerin bu mücadeleyi ayrılma hakkı korunarak ortak bir devrim stratejisiyle sahiplenmesi gerektiğini yineledi. “Kürt halkının demokratik talepleri konusunda birlikte mücadele yürütülmelidir” diyen Yeter, birleşik devrim perspektifinin altını çizdi.
Katılımcılardan canlı tartışmalar
Panel, sadece bir sunumla sınırlı kalmadı. Katılımcılar özgürce söz alarak düşüncelerini ifade etti. Kimi konuşmacılar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin emperyalist güçlere fazlaca bel bağlamasının olumsuz sonuçlarını dile getirirken, bazıları da Kürt hareketine destek noktasında devrimci hareketin tarihsel sorumluluğunu hatırlattı.
Etkinlik, “Rojava’yı savunmak, birleşik antiemperyalist mücadeleyi büyütmekle mümkündür” vurgusuyla sonlandırıldı. Katılımcılar, enternasyonal dayanışmanın büyütülmesi ve komünistlerin görevlerinin yeniden tanımlanması gerektiği konusunda ortaklaştı.
Hüseyin Yeter’le söyleşiler sürüyor; yazar bugün de Nürnberg’de bir panelde konuşacak.
























































