Kürt halkına sonu gelmeyen roman misali kriminalize davaları

Gül Güzel (Stuttgart)
30 Eylül 2025 tarihinde Stuttgart yüksek bölge mahkemesinde başlayan 129/b (yurtdışındaki terörist bir örgüte üye olma) davası devam ederken dava da şimdiye kadar neler oldu ve anlatıldı kısaca bir hatırlayalım: Dava, baş Hâkim Hans-Jürgen Wenzler başkanlığında başlamıştı. Yabancı terör örgütü “Kürdistan İşçi Partisi’’ne (PKK) üye olmakla ve tehlikeli bedensel zarar vermekle suçlanan 51 yaşındaki Welat Ç. ya karşı devlet güvenliği soruşturmasında birçok şahit dinlendi ve sonunda tehlikeli bedensel suçlama davası düşmüştü.
28 Ekim’de yapılan duruşmada, sanık W. Çetinkaya hazırladığı 31 sayfalık savunmasını okumuş, tutuklanma ve yargılanmasının tek nedenin Kürt kimliği ve Welat isminden kaynaklı olduğunu eleştirisel gerekçelerle ifade ederek bu nedenlerden dolayı Türkiye’de de 45 gün sürekli bir işkence gördüğünü ve toplam 10 yıl hapsedildiğini belirtmişti.
Mahkeme savcısı Bay Kuhn ise, 18 Kasım 2025’te yaptığı mülakatla Welat Ç. Hakkında suçlamalarda bulunarak, 2020 ile 2021 tarihlerinde Baden Württemberg bölgesinin PKK sorumluluğunu yaptığını iddia ederek, ’Sizin Türkiye’deki otoriter sisteme karşı demokrasi, kadın hakları, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini vermenizi anlıyorum. Ama PKK şimdi kendini feshetmiş olsa da sizin çalışmalarınızın PKK’nin daha terörist olma sürecinde olduğu gerçeği var. O yüzden ceza yasasının §129a ve §129b maddesine göre cezalandırılmanız gerekiyor ve 2 yıl 3 ay hapis cezası talep ediyorum! demişti.
26 Kasım 2025’te yapılan duruşmada ise savunma avukatı Yener Sözen 1,5 saat süren savunmasını dört ana başlık altında yaptı.
- Almanya’da §129b davaları,
- PKK’nin gerçekliği ve savunduğu,
- Müvekkilime yapılan başlıca suçlamalar,
- §129b maddesinin sona gitme durumu.
Avukat Sözen ilk başlık altında §129b suç maddesine göre yapılan son davaların sonuçlarını örnekler göstererek savunmasına başladı. Bir önceki duruşmada savcılık mükevilime 2 yıl, 3 ay hapis cezası talep etmişti. Hamburg’da aynı davadan yargılanan şahıs ise 1 yıl 8 ay ceza istemiyle yargılanırken, yapılan duruşma sonunda serbest bırakıldı. Yasal olarak bu madde artık işlem görmüyor. Şu anda uygulanan ise siyaset ve sebep gösterilmeden alınan karar olacak. Çünkü siyaset, sebep göstermeden, karar vereceklerin düşünce ve kararlarını etkiliyor. Onun için §129b maddesi siyaset ile hukuk arasında bir anahtar görevi görüyor. Bu anahtar her an geri çekilebilir. Politikacıların siyasetinde bu anahtar rolünü oynuyor. Onun için 4 Aralık’ta son bulacak bu davada da siyasetin etkisiyle eksik bir sonuca gidilebilir. Politik bu altın anahtarı elinde sadece tutmuyor. Bu şekilde verilecek sonuç da hukuksal olmaz. Onun için hukukçu olarak görevimi belirterek, topluma uygulanacak Anayasal kararların politikanın elinde olduğunu açıklamak zorundayım. Bu dava da doğal değil, politik bir dava konumundadır. Savcılar ve siyasetçiler PKK’ye terörist diyorlar. Burada terörün bir tanımı bile yok. §129b maddesi yabancı bir cisim olarak yargılama sistemine alındı. Belçika’da da benzer bir mahkeme oldu. Mahkeme sonunda, yargılananların hepsi serbest bırakıldı. Çünkü yapılan araştırmalarda PKK’nin eylemlerinin terörist eylemler olmadığı kararına varıldı. Ama Almanya’da hala bu uygulamalar yok. Çünkü bu örgütün terör örgütü olup, olmadığı konusu araştırılmıyor. Politik tarzla terör olarak yargılanmasıyla yola çıkılarak yargılanıyor. Diğer tarafta daha 6 ay önce terörist denilen Colani bugün takım elbise giyip, Beyaz Saraya davet ediliyor. Onun için bir örgütün terörist olup olmadığını güncel politika karar veriyor. BKA (Almanya Kriminal Dairesi) örgütleri değerlendirmesinin tek taraflı gözlemleri sonucu oluşuyor. Türk ordusunun silahlı saldırılarını değerlendirmeyip, halkını savunan HPG’nin silah kullanmasını burada konuşuyor. Bu nasıl devlettir ki, bir şehri kimyasal ve zehirli gazlar kullanarak yerle bir ediyor; halkı zehirleyip katlediyor? Hem de NATO üyesi olan bir ülke olan Türkiye. Almanya’nın bu ülkeye yaklaşımı mali çıkarlar doğrultusunda bir yaklaşımdır. HPG’nin gözlenmesi gibi Türkiye’nin silah ve kimyasal kullandığı gözlenmeliydi.
Müvekkilim Welat Ç. ya sadece tahminler sonucu düşüncelerle yapılan suçlamalarla bölge sorumlusu olduğu, uzun yürüyüşe eşlik etme, Newroz yürüyüşünde Abdullah Ö.na eşlik etmek, para topladığı, toplantılar hakkında kendisiyle konuştuğu gibi iddialarda bulunuldu. Bütün bu iddialar benim açımdan suç teşkil etmiyor. Çünkü bu düşünceler tahminler, sanki gerçekten olmuş gibi değerlendirilmiş şeylerdir. Bütün bu eylemler PKK kanallı değil, farklı toplumsal eylemlerdir. Yapılan tüm bu eylemler de alınan resmi izinlerle yapılıyor. Senatonun bunu iyi değerlendirmesini istiyorum. Onun için Welat Ç. ya yapılan bu soruşturmanın, kovuşturmanın hiçbir gerek ve zorunluğu olmadığını görüyor; Cezaevinde tutulmaması gerekiyor ve derhal serbest bırakılmasını talep ediyorum. Welat Ç. Mücadelesinde toplumu için sivil mücadelede bulundu. Asla eline silah almadı. Hiçbir şiddet eylemine katılmadığı tespitini, kendisine şimdiye kadar tutukluluk ve yaşatılanları aynı zamanda ağır kalp hastası olduğunu da göz önünde bulundurmanızı, kendisinin savunmasını da dikkate alarak değerlendirmenizi, Türk devletinin talebi çerçevesinde kendisine yaklaşmamanızı istiyorum.
PKK’nin silah bırakıp, Türkiye’den çekilmesi, kurulan Kardeşlik, Barış ve Demokratik toplum komisyonu çalışmaları da bu kirli savaşın sona ereceğini gösteriyor. PKK yine elini uzatarak bu kirli savaşın sona ermesini istiyor. Berlin’deki mahkemede olduğu gibi Welat Ç. nın da serbest bırakılması gerekir şeklinde savunmasını sonlandırdı.
Davanın son karar günü, 04.12.2025, saat 10.00’’da Stuttgart Eyalet Yüksek Mahkemesi- Olgastrasse 2 numarada olacak.
























































