İnsan Hakları

Published on Ocak 31st, 2026

0

Cumartesi Annelerin’den 25 yıl önce kaybedilen Tanış ve Deniz için adalet çağrısı

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettirilen Tanış ve Deniz’in akıbetini sorarak adalet talebini yineledi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda düzenledikleri eylemlerinin bin 88’incisini gerçekleştirdi. Eyleme katılan Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, karanfil ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı. Bu hafta ise, Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde gözaltında kaybettirilen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbeti soruldu.

KARAKOLA GİTTİ BİR DAHA DÖNMEDİ

Açıklamayı okuyan Cumartesi Annesi İkbal Eren, bu hafta Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için bir araya geldiklerini belirterek, ekledi: “Serdar ve arkadaşları, 2000 yılında Silopi’de Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) İlçe Teşkilatı’nı açmak için çalışmalara başladı. Bu çalışmalar sırasında da Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Süleyman Can tarafından ağır tehdit ve baskılara maruz kaldılar. Tüm bu baskılara rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde HADEP Silopi İlçe Teşkilatı açıldı ve Serdar Tanış ilçe başkanı oldu. Ancak açılışla birlikte baskılar daha da arttı. 25 Ocak 2001 tarihinde Serdar Tanış, Silopi Jandarma Komutanlığı’ndan telefonla aranarak karakola çağrıldı. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ile birlikte karakola gitti. O günden sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı. Silopi Jandarma Komutanlığı Tanış ve Deniz’i görmediklerini söyledi. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Tanış ve Deniz’in 25 Ocak’ta karakola geldiklerini, ancak yarım saat sonra ayrıldıklarını ileri sürdü. Oysa baba Şuayip Tanış, kamuoyuna yaptığı açıklamada gerçeği şöyle anlattı: ‘Oğlum ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. ‘Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz’ dediler. Oğlum Diyarbakır’a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla arayıp ‘Serdar Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam’ dedi. Oğlum Diyarbakır’dan döndüğünde Silopi Jandarma Karakolu’na çağrıldı. Gitti ve bir daha da dönmedi.’”

DOSYA TAKİPSİZLİK KARARIYLA KAPATILDI

İnsan hakları örgütlerinin tüm girişimlerine rağmen Tanış ve Deniz’in akıbetinin aydınlatılmadığını aktaran İkbal Eren, “Dosya, etkin bir soruşturma yürütülmeden 2015 yılında takipsizlik kararıyla kapatıldı. Bu karara yapılan itiraz ise Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Aileler bunun üzerine 17 Ağustos 2015’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak AYM, 18 Temmuz 2019 tarihinde zorla kaybetme suçunun devam eden niteliğini dikkate almaksızın başvuruyu ‘süre aşımı’ gerekçesiyle kabul edilemez buldu” diye belirtti.

AHİM: DEVLETİN SORUMLULUĞU

İkbal Eren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) ise 2005 yılında verdiği kararda, “Ciddi bir soruşturma yürütülmemesi ve resmî makamların makul bir açıklama sunmaması nedeniyle, kişilerin kaybolmasında devletin sorumluluğu bulunduğuna ve yaşam hakkının ihlal edildiğine’ hükmetti ve Türkiye’yi oybirliğiyle mahkum ettiğini söyledi. Türkiye’nin AİHM’in kararlarını uygulamakla yükümlü olduğunu vurgulayan İkbal Eren, “Zamanaşımının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetini ortaya çıkaracak, failleri ve sorumluları yargı önüne çıkaracak etkin bir soruşturma ve yargılama süreci başlatın. Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybedilmesi, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçun yargı kararıyla tespit ve ilan edilmesi, hukuk devletinin asgari gereğidir. Kaç yıl geçerse geçsin Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ardından konuşan dosya avukatı İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin, heyet olarak bölgeye gittiklerini belirterek, “Aile çok perişan durumdaydı. Heyet olarak jandarma komutanlığına gittiğimizde Levent Ersöz’ü bulduk. Karşımızda Şırnak jandarma komutanı, heyet sözcüsü olarak yaptıklarının hukuk dışı olduğunu anlatmaya çalışırken hepimizi omuzumuzdan ittirerek şiddet uygulamaya başladılar. Orada Ersöz bize, ‘Burası Türkiye cumhuriyetinden farkı bir yer, burada sadece benim sözüm geçer her şeye ben karar veririm’ dedi. O zaman çok net anladık bir daha haber alamayacağımızı” dedi.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑