‘Bir katilden kahraman yaratılamaz’
İsmi 14 öğrencinin katledilmesiyle anılan Abdullah Çatlı’yı konu alan filme tepki gösteren dönemin tanıklarından Avukat Sadullah Sayın, “Bir katilden kahraman yaratılmaz” dedi.
Türkiye’nin yakın tarihinde “derin devlet” tartışmalarıyla birlikte anılan isimlerden Abdullah Çatlı’nın hayatını konu alan filmin 20 Mart’ta vizyona girecek olması, kamuoyunda tepkileri de beraberinde getirdi. 1970’lerden 90’lı yıllara uzanan süreçte faili meçhul cinayetler, suikastlar, uluslararası uyuşturucu trafiği ve mafyatik ilişkiler ağıyla anılan Çatlı’nın yaşamının sinemaya taşınması, özellikle hak savunucuları ve 78 kuşağı temsilcileri tarafından tepkiyle karşılandı. Çok sayıda gazeteciye yönelik suikast girişimi ve üniversite öğrencisi 14 kişinin öldürülmesi gibi ağır suçlamalarla gündeme gelen Çatlı’nın bir filmle yeniden gündeme getirilmesi, “karanlık bir dönemin aklanması” tartışmalarını da büyüttü. Filmin afişinde yer alan “Milletimin kimliğine zeval gelmesin diye 18 yıl kimliksiz yaşadım” ifadesinin ise, yıllarca sahte kimliklerle sürdürülen faaliyetleri meşrulaştırdığı ve faili meçhul cinayetlerin üzerini örten bir anlatı kurduğu eleştirileri yapılıyor.
‘ÇATLI’YI KAMUOYUNDA MEŞRULAŞTIRMAK İSTİYORLAR’
Öğrencilerinin katledildiği Beyazıt’taki saldırıda orada bulunduğunu belirten dönemde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Avukat Sadullah Sayın, “Müvekkilim olan bir şirketin hazırladığı Çatlı filmi 20 Mart’ta vizyona giriyor deyince ben çevreyi aradım. Dedim ki ‘Kim meşrulaştırılmak isteniyor burada?’ Abdullah Çatlı silahlı ve gerçekten eylemsel olarak bu kuvvetlerin içerisinde yer almış katliamların baş sorumlusu. Birçok yerde etkili olarak rol almış birisi. Geçmiş dönemde, bunu parlatmaya çalışanlar bir şekilde geride durdular. Ama gel zaman git zaman demek ki günün koşullarında zamanın ruhu diyelim, belli bir kesim bu tür insanları bu tür katilleri tekrar parlatarak kamuoyunda meşrulaştırmak istiyor. Çatlı, o dönem polislerle iş birliği içinde hareket eden ülkücü grupla aynı okuldaydı. Bir dönemin gerçekten kirli ve karanlık ilişkileri içerisinde yer almış, katil sürülerine silah temin etmiştir. En önemlisi bizim 16 Mart’ta ve ondan önceki dönemde, bizim okul öğrencisi değil, ama esmer tipi ortaya çıkınca elinde bir bol çantayla okulun içerisinde ülkücülerin arasında malzeme taşıyordu. O malzemeler daha sonra 16 Mart’ta bizlerin üzerine bomba olarak döndü ve onlarca insan katledildi. Bu durum gerçeklerin üstünü örtülmesi anlamına geliyor” diye konuştu.
‘BİR KATİLDEN KAHRAMAN OLMAZ’
O dönemdeki yaşanan katliamları, faili meçhul cinayetleri, kötü işleri yapan birçok kişinin meşrulaştırıldığını söyleyen Sayın, “Karanlık ve kötü işleri yapan birçok kişiyi bu şekilde meşrulaştırdılar. Çatlı’nın bu şekilde itibar görmesi mümkün değil. Çünkü toplum nezdinde gerçekten karşılığı olmayan, insanların, geçmiş dönemin, arkadaşlarımızın, yoldaşlarımızın katili olan bir katilden kahraman yaratılmaz. Bugün meşrulaştırılmaya çalışılması hiç doğru değil. Bunun özellikle 20 Mart’ta Ramazan Bayramı’nın ilk gününe denk getirilmesi tesadüf değil. Bu filmi güya Müslüman toplumumuz üzerinde bir algı yaratarak etkileyecekler. Bayram gibi bir günde böyle bir katilin yeniden sahne alışı hiçbir şekilde kabul görmez. Hiçbir filimle Çatlı’yı aklayamazsınız, paklayamazsınız. Kamuoyunun vicdanında biz katliamın tanıkları olan öğrencilerin vicdanında her zaman kirli yerini alacaktır” ifadelerini kullandı.
‘ZULMEDEN KAHRAMANLARI GÖRMEK İSTEMİYORUZ’
Filmin demokrasi adına bir utanç olduğunu söyleyen 78’liler Girişimi’nden Öner Nazım Altunkaş ise, “Bu ülkenin insanları çok zulüm gördü. O döneme dair bir sürü arkadaşımız cezaevinde atıldı, öldürüldü, yani böyle bu sürecin faillerinden birinin kahraman olarak ilan edilmesi ve bunun kitlelere ulaştırmak için perdeye yansıtılması gerçekten çok korkunç bir şey. Bu toplum birtakım şeylerin farkında. Artık iyiyi kötüyü, mazlumu zalimi ayırabiliyor. İstediğimiz düzeyde de olmasa halktan destek göreceğini sanmıyorum. Yani çünkü artık içinde yaşadığımız dünyada savaş sürecinde insanlara bıkkınlık getirdi. Artık zulmeden kahramanlarını görmek istemiyoruz. Televizyonlarda, yayınlanan dizilerde mafyasız bir tane dizi görebiliyor musunuz. Yani bütün kötülükleri, yapılan katliamları meşrulaştıran filmler gösteriliyor, diziler çekiliyor. Tabii bu da bunun alt yapısını böyle oluşturuyor yani insanlar, çocuklarımız, gelecek kuşak bilime dair, sosyolojiye dair, dünyaya bakışa dair, yurtseverliğe dair, evrenselliğe dair bir eğitimden yoksun yetişiyor. Bu kötü günler geride kalsın barıştan yanayız. Başka bir kurtuluşumuz yok” şeklinde konuştu. (MA)
























































