Afganistan’daki Taliban rejimi ile bir sığınma anlaşması yapılmamalıdır | Cumali Yağmur
Federal İçişleri Bakanı Dobrindt, sığınma başvurusu reddedilmiş ve suç işlemiş Afganları Almanya’dan sınır dışı etmek için Taliban ile müzakere ediyor. Bu, eski Şansölye Angela Merkel’in mülteci meselesindeki politikasına tamamen zıt bir politika olduğunu gösteriyor.
Dünya genelindeki savaşlar, siyasi, dini ve cinsel baskıların yanı sıra dünyanın küçülmesi ve teknolojik gelişmelerin tetiklediği göç dalgasını durdurmak için insanlık dışı politikalar uygulanıyor. Bu süreçte almanyada sadece kendi ülkelerinin çıkarlarını gözeten ve insan haklarını görmezden gelen bir politika izleniyor.
Bu insanlık dışı mülteci politikası Yeşiller ve Sol Parti tarafından eleştiriliyor. Partiler, İslamcılara itibar kazandırılmasına karşı uyarıda bulunuyor.
Bir medya haberine göre, Alman hükümeti Afganistan’daki Taliban hükümeti ile doğrudan müzakerelere başladığını vurguluyor. İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, gelecekte suçluları ve potansiyel tehlikeli kişileri tutarlı bir şekilde sınır dışı etmek istiyor. Bu nedenle İçişleri Bakanı, şimdi Taliban ile Afganistan’a ve suriye hükümeti ile anlasip o ülkelerden gelen ilticacilari sınır dışı etme anlaşmaları üzerine görüşmeler yapıyor.
Yeşiller ve Sol Parti, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in (CSU) Kabil’deki İslamcı Taliban ile doğrudan müzakerelere başlama planlarını sert bir şekilde eleştiriyor. İçişleri Bakanı bu yolla suçluların Afganistan’a düzenli olarak sınır dışı edilmesini sağlamak istiyor.
Yeşiller Partisi’nin iç politika sözcüsü Marcel Emmerich, Berlin’de Alman Basın Ajansı’na (dpa) yaptığı açıklamada, “Taliban ile yapılacak bir anlaşmayla Dobrindt, kendini İslamcı bir örgüte bağımlı hale getirir ve onun itibarını artırır” dedi. Bu, yıllarca Taliban’a karşı demokrasi için mücadele eden herkesin yüzüne atılmış bir tokattır.
Almanya gibi bir hukuk devletinin ve sivil toplum örgütünün, hukukun üstünlüğünü hiçe sayması, kendi güvenilirliğini sorgulatır.
Federal hükümetin sığınma politikası, Merz hükümetindeki bazı muhafazakar çevrelerden de eleştiri alıyor.
Federal Meclis’teki Sol Parti grup başkanvekili Clara Bünger, “Rheinische Post” gazetesine verdiği demeçte, “Taliban ile müzakere edenler teröristleri meşrulaştırır ve onları önemsizleştirir” dedi. Bünger, müzakerelerin amacının “işkence, halka açık infazlar ve kırbaçlamaların günlük yaşantının bir parçası olduğu bir ülkeye kitlesel sınır dışı anlaşmaları hazırlamak” olduğunu ekledi ve “Bu tür anlaşmalar yapanlar suç ortağı olur” diye belirtti.
Kadınların toplumda yerinin olmadığı, geri kalmış, erkek egemen bir rejim olan Afganistan’daki Taliban rejimi ile hiçbir anlaşma yapılmamalıdır.
Afgan mültecilerin geri gönderilmesi için Taliban ile yapılacak siyasi bir anlaşma, Almanya’daki demokrasinin kitleler nezdindeki güvenilirliğini sarsacaktır. Böyle bir durum kabul edilemez ve dışarıya karşı da savunulamaz.
Dobrindt, Afganistan’ın başkentindeki geri kalmış Taliban yöneticileriyle doğrudan görüşmeler yapacağını duyurmuştu. Onun Afganistan’daki geri kalmış Taliban rejimini meşrulaştırması, onlarla masaya oturması ve el sıkışması kabul edilemez.
CSU’lu politikacı Dobrindt’in “Afganistan ile düzenli olarak sınır dışı anlaşmaları yapmak istemesi” hiçbir demokratik düşünceyle bağdaşmaz. Suçluların, potansiyel tehlikeli kişilerin ve sığınma başvurusu reddedilenlerin gelecekte tutarlı bir şekilde sınır dışı edilebilmesi için şimdi Kabil’de doğrudan görüşmeler yapılıyor.
Bir bakanlık sözcüsünün gazeteye doğruladığına göre, İçişleri Bakanlığı yetkilileri Ekim ayında görüşmeler yapmak üzere Kabil’e gidecek. Uzun süredir “Afgan temsilcilerle teknik düzeyde görüşmeler”den bahsediliyordu ancak yer hakkında net bir bilgi verilmemişti.
Alman hükümeti, Ağustos 2021’den beri Afganistan’da iktidarda olan İslamcılarla resmi diplomatik ilişkileri olmadığını belirttiği için Taliban ile olan temaslar tartışmalıdır. Taliban, Afganistan’daki insan hakları ihlalleri, baskı ve kadınlara yönelik şiddet nedeniyle uluslararası alanda izole edilmiştir.
Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana iki sınır dışı uçuşu gerçekleşti. Taliban’ın Ağustos 2021’de Kabil’de yönetimi ele almasından bu yana, Katar’ın yardımıyla Almanya’dan Afganistan’a iki kez sınır dışı işlemi yapıldı. Ağustos 2024’te – o zamanlar SPD, Yeşiller ve FDP koalisyonu hükümetteydi – 28 mahkum suçlu Afganistan’ın başkentine götürüldü. Temmuz ayında bir uçak, eyaletlerin bildirdiğine göre cinayet, cinsel suçlar, şiddet eylemleri ve uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş 81 erkeği Afganistan’a getirdi.
Birlik Partileri (CDU/CSU) meclis grubunun iç politika uzmanı Alexander Throm (CDU), İçişleri Bakanı’nın duyurularını memnuniyetle karşıladı. “Birlik Partileri bunu uzun zamandır talep ediyordu. Bakan Dobrindt’in bunu şimdi uygulaması iyi bir şey” dedi. “Burada suç işleyen mülteciler, hapis cezalarını çektikten sonra ülkeyi terk etmelidir. Suçluları Afgan toplumuna göndermek ne kadar doğru olur?” dedi. Bu durumun Suriye ve Afganistan’dan gelen insanlar için de geçerli olduğunu belirten Throm, “Ancak bu şekilde sığınma sistemimizin kabul görmeye devam etmesi sağlanabilir” diye ekledi.
Almanya, siyasi, dini veya cinsel baskılar nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalanları, başvurularının ardından hızla sınır dışı etmek istiyor.
Federal hükümetin ve İçişleri Bakanı Dobrindt’in bu politikası, Almanya’nın yurt dışında tamamen itibar kaybetmesi anlamına gelir.
Afganistan’daki geri kalmış, kadın düşmanı ve insanlık onurunu hiçe sayan Taliban rejimi ile bir sığınma anlaşması yapmak, Almanya gibi demokratik bir ülkeye yakışmaz.
Cumali Yağmur – 25.11.2025
























































