9 Ocak Paris Katliamı: Türkiye’yi yeniden sorgulamak mümkün
Paris’te katledilen üç kadın siyasetçinin ölümünün 12 yıldır Türkiye-Fransa “işbirliğinden” kaynaklı aydınlatılmadığını belirten dosya avukatı Jean-Louis Malterre, süreç kapsamında Türkiye’yi yeniden sorgulamanın mümkün olduğunu söyledi.
Fransa’nın başkenti Paris’te PKK’nin kurucu isimlerinden Sakine Cansız (Sara), Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin) ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî), Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda 9 Ocak 2013 tarihinde suikastla katledildi. Aradan geçen 12 yılda ne Fransa ne de Türkiye’de başlatılan soruşturmada yol alındı. Katliama dair okların gösterdiği Türkiye ve MİT’in rolü daha sonra itiraf ve belgelerle ortaya çıkarken, dosya tetikçi Ömer Güney’in cezaevindeki şüpheli ölümüyle kapatılmak istendi. Ancak ortaya çıkan bilgi, belge ve Avrupa’da gündeme gelen Kürt siyasetçilere yönelik suikast girişimleriyle yeniden başlatılsada hala bir dava açılmış değil.
MİT BAĞLANTISI
Katliamdan hemen sonra başlatılan soruşturma doğrultusunda tespit edilen tetikçi Ömer Güney, 8 gün sonra gözaltına alınıp tutuklandı. Olaydan önce, bir yılda 13 kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı tespit edilen Güney’in MİT ile ilişkisi ortaya çıktı. Asıl soruşturmanın yürütüldüğü Fransa’da, gizlilik kararı nedeniyle MİT bağlantılı Güney dışında kimse dosyaya dahil edilmedi. Türkiye’de resmi olarak ilk kez İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin başlatıldığı bir süreçte gerçekleştirilen katliamın tek sanığı Güney, bağlantıları olduğu iddialarını inkar etti. Ancak sonrasında yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan belgeler, tetikçi Güney’in geldiği Ankara’da MİT ile olan bağlantılarını bir bir ortaya çıkardı. Ortaya çıkan belgelerle MİT’in katliamı organize ettiği kesinlik kazanırken, iddianamede de MİT’in rolü açık bir şekilde yer aldı ancak hiyerarşik olarak talimatın en tepeden gelip gelmediğinin netleşmediği ifade edildi. Türkiye ise, soruşturmaya dair tüm talepleri yanıtsız bıraktı.
TETİKÇİ GÜNEY’İN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ
Katliamın aydınlatılmasına yönelik başlatılan soruşturma, 2015 yılının Mayıs ayına kadar sürdü. Tetikçi Güney’in, 5 Aralık 2016’da Fransa’da mahkemeye çıkarılmasına karar verildi ancak buna itiraz eden avukatlar duruşmanın daha öne alınmasını istedi. Bunun üzerine ilk duruşma tarihi 23 Ocak 2017 tarihi olarak belirlenirken, duruşmaya, 37 gün kala 17 Aralık 2016’da tetikçi Güney’in rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği iddia edildi. Güney’in şüpheli ölümünün ardından da dava düştü.
YENİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Federe Kürdistan Bölgesi’nde, 4 Ağustos 2017’de PKK’nin düzenlediği özel bir operasyonda yakalanan MİT sorumluları Erhan Pekçetin ve Aydın Güney’in, katliama ilişkin itirafları ve Avrupa’da yeni suikast girişimlerine dair bilgilerin ortaya çıkmasıyla birlikte ailelerin ve avukatların girişimleriyle katliama dair yeni bir soruşturma açıldı. Mart 2017’de katliamda MİT’in rolüne ilişkin yeni bir ön soruşturma başlatıldı. Ancak bu da, 18 Nisan 2018’de savcılık tarafından takipsizlikle sonuçlandı.
Adalet mücadelesini bırakmayan ailelerin Mart 2018’de “Cinayet emrini verenler ve suç ortaklarının” da soruşturmaya dahil edilmesi için yaptığı başvuru sonucu 20 Mayıs 2019’da soruşturmanın yeniden ele alınması amacıyla bir anti-terör yargıcı görevlendirildi. Gelinen aşamada ise, tüm bilgi ve belgelere, tetikçi Güney’in ölümünün ardından yapılan yeni başvurulara ve yıllardır Kürt halkının devam eden adalet talebine rağmen dava açılmadı. Dosya “devlet sırrı” gerekçesiyle rafa kaldırılmış durumda.
Paris’teki süreci takip eden davanın avukatlarından Jean-Louis Malterre, dosyaya ilişkin Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.
DAVA SÜRECİ İLERLEMEDİ
Fransa ve Türkiye arasındaki işbirliğine dikkati çeken Malterre, dosya 17 Aralık 2016’da Ömer Güney’in ölümünün ardından kapatılsa da Mart 2017’de savcılığa yeni bir şikayet dilekçesi verdiklerini anımsattı. Ancak dilekçenin 18 Nisan 2018’de savcılık tarafından reddedildiğini ve takipsizlikle sonuçlandığı bilgisini veren Malterre, bu nedenle yeni bir şikayet dilekçesi verdiklerini ve müşterek davacı olarak sürece katıldıklarını, 20 Mayıs 2019’da da katliamın “Tüm suç ve fail ortaklarını” soruşturmak üzere yeni bir “anti-terör” yargıcının atandığını dile getirdi.
TÜRKİYE’NİN PARİS BÜYÜKELÇİSİ İFADE VERMEDİ
İlk davada soruşturma hakiminin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ait olduğundan şüphelenilen numara da dahil olmak üzere Güney’in telefonlarında bulunan, temas halinde olabileceği ve Türkiye’ye ait olan numaraları talep ettiğini hatırlatan Malterre, “Türkiye, Fransız soruşturma hakiminin talebine hiçbir zaman yanıt vermedi. Ayrıca soruşturma hakimi, ikinci davada Türkiye’nin Paris Büyükelçisi’ni dinlemek istedi ancak büyükelçi bunun yerine başka görevler için Fransa’dan ayrılmayı tercih etti. Böylece hakim tarafından dinlenmekten kaçınmış oldu” diye belirtti.
FRANSA’NIN SUİKASTTAKİ ROLÜ
Fransız yetkililer ile Türkiye’deki yetkililerin Kürtlere karşı uzun süredir işbirliği içinde olduğuna dikkati çeken Malterre, şöyle devam etti: “Hükümetin en üst düzeylerinde gerek ekonomik, ticari gerekse de siyasi amaçlarla desteklenen bu işbirliği, suikastların ardından da sona ermedi. Türkiye, Fransız hakimlerin istinabe (adli yardım) talebini reddetmesinden sorumlu tutulmadı. Çeşitli hakimlerin talep ettiği bilgilere, İçişleri ve Savunma Bakanları tarafından ‘ulusal güvenlik’ gerekçesiyle sistematik olarak erişimlerinin engellenmesi, açıkça Fransa’nın ve istihbaratının suikastta üstlendiği sorumluluğun boyutunu gizlemek içindir. Bu durum soruşturmayı engelliyor ve ilerlemesini baltalıyor.”
Davanın geleceği için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrı ile gelişen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret eden Malterre, devam eden görüşmeler kapsamında davada Türkiye’yi yeniden sorgulamanın mümkün olduğunu söyledi.
MA / Deniz Karabudak























































