İnsan Hakları

Published on Mart 17th, 2026

0

18 Mart’ta dayanışma çağrısı

Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi (UPOTUDAK), 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, hapishanelerdeki tecrit ve hak ihlallerine karşı mücadele çağrısı yaptı.

Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi (UPOTUDAK), 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü kapsamında yayımladığı açıklamada, dünyanın dört bir yanında politik tutsaklara yönelik hak ihlallerine dikkat çekerek dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, 18 Mart’ın yalnızca geçmişteki direnişlerin anıldığı bir gün olmadığı, aynı zamanda hapishanelerde devam eden adaletsizliklere karşı ortak mücadele çağrısı olduğu belirtildi.

Komite, politik kimlikleri, düşünceleri ve toplumsal mücadeleleri nedeniyle milyonlarca insanın özgürlüğünden mahrum bırakıldığını ifade ederek, tutsakların işkence, tecrit, keyfi disiplin cezaları ve sağlık hakkına erişimin engellenmesi gibi ağır ihlallerle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Avrupa’daki uygulamalara dikkat çekildi

Açıklamada Avrupa ülkelerindeki hapishanelerde de benzer ihlallerin sürdüğü belirtilerek, göçmenler, devrimci aktivistler ve politik muhaliflerin uzun süreli izolasyon koşullarında tutulduğu ifade edildi. “Yüksek güvenlik” ve “özel rejim” uygulamalarıyla tecrit sistemlerinin sürdürüldüğü, tutsakların aile ve avukat görüşlerinin kısıtlandığı aktarıldı.

Macaristan’da 5 Şubat’ta 8 yıl hapse mahkûm edilen Maja’nın maruz kaldığı koşullara da değinilen açıklamada, hijyen eksikliği, kötü beslenme, aşırı sıcak ve soğuk koşullar ile yetersiz havalandırma gibi sorunların ciddi hak ihlalleri oluşturduğu vurgulandı. Ayrıca Türkiyeli ve Kürdistanlı birçok politik aktivistin Avrupa hapishanelerinde benzer uygulamalara maruz kaldığı ifade edildi.

Türkiye’de sistematik ihlaller vurgusu

Türkiye hapishanelerine ilişkin bölümde ise ağırlaştırılmış tecrit uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, çıplak arama dayatmaları, mektup ve kitap yasakları ile hasta tutsakların tedaviye erişiminin engellenmesi temel sorunlar arasında sıralandı. Açıklamada, özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan izolasyon politikalarının tutsakların fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiği belirtildi.

Kadın ve LGBTİ+ tutsaklara yönelik ayrımcılık

Komite, kadın ve LGBTİ+ tutsakların hapishanelerde daha ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını vurguladı. Kadın tutsakların hijyen ürünlerine erişim ve sağlık hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşadığı, gebe ve çocuklu kadınların koşullarının uluslararası standartlara aykırı olduğu ifade edildi.

LGBTİ+ tutsakların ise cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelinde ayrımcılığa maruz bırakıldığı, zorla tek kişilik hücrelerde tutulma, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi ve psikolojik baskı gibi uygulamaların yaygın olduğu belirtildi. Trans tutsakların hem idari baskı hem de fiziksel şiddet riskiyle karşı karşıya bırakıldığına dikkat çekildi.

“Tecrit insanlık suçudur”

Açıklamanın sonunda hapishanelerin insan haklarının askıya alındığı alanlar olmadığı vurgulanarak şu talepler dile getirildi: Tecrit insanlık suçudur ve derhal sonlandırılmalıdır. Hapishanelerdeki tüm hak ihlalleri sona erdirilmelidir. Hasta tutsaklar sağlık haklarına erişebilmek için serbest bırakılmalıdır. Kadın ve LGBTİ+ tutsaklara yönelik ayrımcılık ve şiddet son bulmalıdır.

Komite, “Bütün politik tutsaklara özgürlük” çağrısıyla dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini ifade etti.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑